Bir Doktrinin Bilançosu

Başlık: 
Bir Doktrinin Bilançosu 
Kaynak: 
Ulus, "Uzaktan" s. 3 
Tarih: 
1957-08-28 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
UZAKTAN

BİR DOKTRİNİN BİLANÇOSU

EİSENHOVER Doktrinin açıklanmasından beri Ortadoğu'da yer alan gelişmeler, bu Doktrinin zayıf ve kuvvetli yönleri, müsbet ve menfî etkileri hakkında az çok bir fikir vermektedir.

Sovyetlerin türlü yollardan Ortadoğu'ya sızma gayretleri karşısında Amerika daha aktif bir rol oynamayı kararlaştırmış ve yolladığı bir temsilci vasıtasiyle bu kararını Ortadoğu devletlerine etraflıca anlatmağa çalıştığı gibi, ilkbaharda, Ürdün buhranı sırasında, 6'ıncı Filoyu Doğu Akdenize yollamak ve Kral Hüseyin'i açıkça, desteklemekle de kararının bir blöften ibaret olmadığını belirtmiştir.

Böylelikle Amerika, zaten Batıyı destekliyen bazı Ortadoğu devletlerinin güvenlik duygusunu arttırdığı gibi, Batıya eğilimli olmakla beraber bu eğilimlerini açığa vuramıyan Suudi Arabistan ve Ürdün Krallarına cesaret vermiş, bu iki memleketi Mısır — Suriye mihverinden az çok uzaklaştırmağa muvaffak olmuştur.

Ayni zamanda, «Milletlerarası komünizm kontrolü altındaki» bir memleketin tecavüzüne uğrayacak bir Ortadoğu memleketi yardım isteyince bu yardım isteğini derhal karşılıyacağını belli etmekle, Birleşik Amerika, herhangi bir Ortadoğu memleketinde tecavüz emelleri besliyen bir idarenin açıkça komünizm hüviyeti edinmesini de önlemiştir.

Nitekim Suriye'de idareyi ele geçirdikleri anlaşılan askerî liderlerden bazısı, aşırı derecede komünist eğilimli oldukları, veya memleketleri için bir çeşit Sovyet peykliğini kabul edecek kadar Sovyetler Birliğine yanaşır göründükleri halde, bu yoldaki iddiaları kesin olarak yalanlamak zorunluluğunu duymuşlardır.

Bunlar, Ortadoğu durumu üzerinde Eisenhover Doktrinin şimdiye kadar görülen başılca müsbet etkileridir.

Fakat öte yandan, Eisenhover Doktrinin Amerika'ya, ne Ortadoğu'daki huzursuzluk ve gerginlik sebeplerini ortadan kaldrımak ne de bu huzursuzluk ve gerginliklerin tehlikelerini uzun vadeli olarak gidermek veya azaltmak imkânını verdiği söylenebilir.

Eisenhover Doktrini Amerikaya, hattâ idare başındakilerin şimdi Batıya daha çok dost veya eğilimli oldukları Arap memleketlerinde bile, bu memleketlerin geleceğine, hem de yakın geleceğine, hükmedebilecek aydın zümrelerle genç kuşakların dostluğunu kazanmak imkânını vermemiştir.

Üstelik, bir Ortadoğu memleketindeki idarenin «milletlerarası komünizm kontrolü» altına girdiği kesin olarak belirtmedikçe veya böyle bir memleket bir başka Ortadoğu memleketine açık tecavüzde bulunmadıkça, Eisenhover Doktrininin askerî müdahaleyle ilgili hükmü uygunlanamıyacağına göre, komünistler, veya Sovyetler Birliğiyle işbirliğini göze alan milliyetçiler türlü formüllere baş vurarak, Amerika'nın etkili tedbirler alabilmesine vesile vermeksizin, gerek kendi memleketlerinde, gerek çeşitli yollardan halkoyuna tesir edebilecekleri başka Arap memleketlerinde, gayelerine doğru ilerliyebileceklerdir. Nitekim Başkan Eisenhover, 21 Ağustos günü yaptığı basın konfransında, Suriye'deki yeni durumun Eisenhover Doktrinini harekete geçirecek mahiyette olmadığını söylemiştir. Böylelikle, Birleşik Amerika Cumhurbaşkanı, bu Doktrinin bazı Ortadoğu memleketlerini komünist eğilimli bir idare altına girmekten veya bir Sovyet peyki durumuna gelmekten ve başka Arap memleketleri halkı üzerindeki mânevi nüfuzlarını devam ettirip arttırmaktan alıkoyamıyacağını itiraf etmiş olmaktadır.

Eisenhover Doktrini, Arap dünyasında, keadine asıl hedef olarak seçmiş bulunduğu, Batı aleyhdarlığının başlıca kaynakları olan Mısır'la Suriye'yi Sovyetler Birliğinden uzaklaştıramamış, tersine, Arap dünyası içinde nispeten tecrid etmekle, eskisinden daha çok Sovyetler Birliğine dayanmak durumunda bırakmıştır. Aynı zamanda Sovyetler Birliği, bazı Ortadoğu memleketlerindeki idarelerin kendisinden uzaklaşması üzerine, şimdiye kadar fazla ilgilenmediği Yemen, Umman gibi bölgelerde tahrikçilik zeminleri aramağa başlamıştır. Böylelikle Sovyetler, Ortadoğu'da, Afrika'ya arkadan sızma imkânları arttıracak köprü başları da tutmak yolunu bulmuş olmaktadırlar.

Özel olarak denilebilir ki, Eisenhover Doktrini şimdilik Ortadoğu'da ancak, Batıya zaten dost veya eğilimli unsurları Batıya daha çok yaklaştırmak, Batıyı kendi emellerine engel olarak gören unsurları ise büsbütün Sovyetler Birliğine doğru itmek sonucunu vermiş, öylelikle, Ortadoğu'daki gerginliği yumuşatacak yerde büsbütün şiddetlendirerek, bu bölgenin daha kesin, belirli bir şekilde ikiye ayrılmasına yol açmıştır.

Simdi, Arap dünyasındaki bu iki cepheyi görünüşte olnun birleştirebilecek, İsrail düşmanlığından başka bir konu kalmamıştır. Böylece Filistin meselesinin tatminkâr bir hal şekline bağlanması da daha güçleşmiş olmaktadır.

Ortadoğudaki bu yeni durumun Amerika'dan çok Sovyetler Birliğini tatmin edeceğini görmek güç olmasa gerektir.

Cambridge, MASS.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1957.08.28.jpg
1957.08.28_B.jpg
1957.08.28_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Bir Doktrinin Bilançosu,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 26 Kasım 2022, https://ecevityazilari.org/items/show/876 ulaşıldı.