Arap Milliyetçiliği ve Türkiye

Başlık: 
Arap Milliyetçiliği ve Türkiye 
Kaynak: 
Ulus, "Uzaktan" s. 3 
Tarih: 
1957-03-14 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/34 
Metin: 
UZAKTAN

Arap Milliyetçiliği ve Türkiye

ARAP milliyetçiliği ve Türk millliyetçiliğinden bambaşka temellere dayanır.

Türk milliyetçiliği yurt kavramıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Arap milliyetçiliği ise yurt kavramını aşan, daha doğrusu aşmağa çalışan bir akımdır. Ağırlık merkezi Ortadoğu'da bulunan bu milliyetçilik akımı, Mezopotamya'daki Arabistan'daki, Kuzey Afrika'daki bütün Arapları, hattâ - meselâ berberler gibi- tam Arap sayılmasalar, - Hristiyan azınlıklar gibi - Müslüman olmasalar bile, az çok Müslüman - Arap kültürüne bağlı bütün toplulukları birleştirme amacına yönelmiştir.

Irk, din, dil veya kültür bağlarından bu amaca varmak için faydalanılmağa çalışılmakla beraber, bu unsurlardan hiç biri kendi başına, hattâ bir arada, yurtlar - üstü Arap milliyetçiliği akımının kaynağı, sebebi, muharrik kuvveti sayılamaz.

Arap milliyetçiliğinin yurt kavramını aşan bir hareket olması daha çok iktisadî ve siyasal etkenleri izah edilebilir.

Araplar arasında milliyetçilik, Ortadoğu'ya kendi nüfuzları altına atmak isteyen Batılı devletlerin de gayretleriyle Osmanlı İmparatorluğundaki çözüntü son haddine yaklaşıp bunun tabii bir sonucu olarak Türk milliyetçiliği kuvvet kazandıkça, Türk idaresine karşı - gene daha çok Batılıların tahrik ettiği - bir mukavemet ve başkaldırma şeklinde ortaya çıkmış ve istismar edilmiştir.

Yıkılan Türk idaresinin yerini, Türk idaresiyle kıyas edilemiyecek kadar yabancı ve istismarcı bir idare alınca, Araplar arasında Türklere karşı bizzat Batılıların uyandırıp körüklemiş olduğu miliyetçilik duyguları, bu sefer, gitgide artan bir şiddetle, Batılılar aleyhine çevrilmiştir.

Ortadoğu'daki Batı emperyalizmi nazarî olarak sona ermiş sayılabilir de, fiilî olarak- yer yer derece farkıyla - hâlâ devam etmektedir.

Batılılar, Ortadoğu'daki hâkimiyetlerini ister istemez gevşetirken, gerilerinde, çok uygunsuz tarzda bölünmüş bir Arap âlemi bırakmışlardır.

Ortadoğu Arapları arasındaki bu siyasal bölüntü öyledir ki, bugün hiç bir Arap devleti, kendi başına geleceğe güvenle bakamaz, bugünkü sınırları içinde kendi başına bir millî bütünlük duygusu duyamaz. Batının baskısından büsbütün kurtulup kendilerine güvenli bir gelecek sağlıyabilmek için, Ortadoğu'daki bütün Arap devletleri, az veya çok, birbirlerine muhtaçtırlar.

Kiminin toprağı çok bol, nüfusu çok az; kiminin yaşanmağa elverişli toprağı az, nüfusu çoktur. Kiminin tabii kaynakları bir başına işletebildiğinden çok daha zengin, kiminin tabii kaynakları ise bir başına yaşıyabilmesine yetmeyecek kadar azdır. Araplar arasında bir çeşit birleşme olmadıkça, hiç değilse sıkı bir iktisadi dayanışma düzeni kurulmadıkça, bu tezatların ortaya çıkardığı boşlukları yabancı büyük devletler doldurmağa çalışacaklar, böylece de Araplar hiç bir zaman bağımsızlıklarını sağlam temellere dayandırma fırsatını bulamıyacaklardır.

Onun için, iktisadi kaynakları bakımından en yoksul, kendi kendine en yetersiz Arap devletlerinin Arap Birliğini en çok isteyen, yurtlar - üstü bir Arap milliyetçiliğini en çok teşvik eden devletler olmaları pek tabiidir. Nitekim bu uğurda en çok çalışan Arap devletleri Mısır, Suriye ve Ürdün'dür; bu üç devletse, Ortadoğudaki Arap devletleri arasında iktisadi kaynakları bakımından kendi kendilerine en yetersiz olanlarıdır.

Arap dünyasının liderlik mevkii de, hiç şüphesiz, birliğe en çok ihtiyaç duyan bu 3 devlet arasında paylaşılacaktır. Nitekim öyle olmaktadır.

Bu durumda, Türk Hükümetinin Ortadoğu siyasetini, Arap dünyasında liderlik mevkiini kazanabilme hayali üstüne kurmuş, üstelik bu hayali gerçekleştirebilmek için de İngilizlerin desteğine güvenmiş olması, 1950 Mayısındanberi takip edilen bu «aktif» Türk siyasetinin Ortadoğu gerçekleriyle bağdaşması ne kadar imkânsız olduğunu göstermeğe yeter sanırız.

Bülent ECEVİT

Cambridge, MASS 

Dosyalar

1957.03.14.jpg
1957.03.14_B.jpg
1957.03.14_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Arap Milliyetçiliği ve Türkiye,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 30 Eylül 2022, https://ecevityazilari.org/items/show/782 ulaşıldı.