Diş Siyaset ve Vatandaş

Başlık: 
Diş Siyaset ve Vatandaş 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" s. 3 
Tarih: 
1956-11-24 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/33 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

Dış siyaset ve vatandaş

Ortadoğu'daki son gelişmeler karşısında Türk Hükümetinin davranışı nedir? Tutumu ne olacaktır? Bunları bilmekten çok uzağız! Aylardan beri aslî bir Dışişleri Bakanımız, bir Millî Savunma Bakanımız bile yok. İktidar partisinin içişlerinden adalet cihazının çalışma tarzına, «iktisadî kurtuluş savaşı»nın yürütülmesinden büyük şehirlerin yıkım ve bayındırlığına, Başbakanlığın normal işlerinden Maliye Bakanlığının işlerine kadar, kamu işlerimizi, millî menfaatlerimizi igilendirir hemen her alanda en yetkili kimse olarak bulunmak isteyen bir siyaset adamı, şimdi dışişlerimizin ve millî savunma işlerimizin de yürütülmesini kendi üstüne almış görünüyor. Gene görünüşe göre, bu siyaset adamı da, dış meseleler hakkında ancak kendisi gerekli gördüğü zaman ve gerekli gördüğü ölçüde, yani her iş olup bittiği zaman işine geldiği şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve Türk halkına izahat verecektir.

Büyük Millet Meclisinden ve Türk halkından bu izahatı sabırla beklemeleri ,ve ne zaman ne kadar izahat verilirse o kadarıyla yetinmeleri istenmektedir. Hele muhalefet partilerinden birinin dış siyaset konusunda sabırsızlık göstermesi, iktidarın bütün yıldırımlarını o parti üstüne çekmektedir.

Denilebilir ki bunlar nazik meselelerdir. Vakitsiz açıklamalarda bulunmakla, Hükümet, kendi işini zorlaştırabilir. Onun için, dişişlerimizin yürütülmesini de, bütün başka işlerine ek olarak, kendi üstüne almış fedakâr devlet adamına güvenilmeli, o devlet adamı her ne yaparsa en doğru olanı yapmış olacağına inanılmalıdır. Bu arada da vatandaşlar, tam bir huzur içinde kendi işleriyle ilgilenmelidir.

Vatandaşlara, yalnız içişlerinde değil dışişlerinde de Hükümeti devamlı denetleme hakkı tanıyan, hattâ böyle bir denetleme işini, vatandaşların omuzuna, kaçınılmaz bir ödev olarak yükleyen demokratik idare anlayışı, her ne kadar buna cevaz vermezse de, her ne kadar son İngiltere misali bir demokratik memlekette, buna cevaz verilemiyeceğini bize kesin olarak bir kere daha öğretmişse de, biz bir an için, iktidar çevrelerinin görüşünü kabul edelim! Fakat, böyle tehlikeli şartlar altında milletinden açık bono istemek hakkını kendinde görecek bir devlet adamı, hiç değilse, dışişlerini gerçekten bir başına yürütmeğe yeterli olduğuna dair milletine tam bir güven vermiş olmalıdır.

Şüphesiz, bu hususta bir hükme varılırken baş vurulacak en objektif ölçü, sonuçlardır.

Onun için, bu altı buçuk yıl içinde, dış siyaset alanında yapılan başlıca teşebbüslerle sonuçlarını kısaca gözden geçirmekte fayda vardır:

Türkiye'nin NATO'ya girme isteği, Demokrat Parti iktidarı sırasında gerçekleşmiştir. Bundan şüphesiz Demokrat Parti iktidarına da, eski İktidara olduğu kadar şeref payı düşer.

Fakat sonuç ne olmuştur? NATO'nun Türkiye'yi de içinde bulunduran sağ kanadı, Türk-Yunan münasebetlerinin aldığı şekil yüzünden, hemen hemen işlemez duruma gelmiştir.

Türkiye Birleşmiş Milletler Kuvvetleri safında Kore Harbine, Demokrat Parti iktidardayken katılmıştır. Meclisten geçirilmeden karara bağlandığı için olacak, «cesurane» diye vasıflandırıla gelen bu teşebbüsün, kan ve can pahasına da olsa, dış itibarımızı çok yüselttiği ileri sürülmüştür.

Fakat bugün dış itibarımız ne hâldedir? Bu soruya gereken cevabı vermemize, dış itibarımızın bugünkü hâle gelmesinin başlıca etkenleri arasında bulunan kanunlardan biri engeldir.

Türkiye Balkan Paktını, Demokrat Parti iktidarı sırasında gerçekleştirmiştir.

Sonuç?.. Balkan Paktının hiç bir organı artık normal toplantılarını hile yapamamaktadır.

Türkiye Bağdat Paktını da Demokrat Parti iktidarı sırasında gerçekleştirmiştir.

Sonuç?.. Bugün Bağdat Paktı ancak, dört üyesinin, en kuvvetli üye olan beşinci üyeyi aralarına almadan toplanıp onu takbih etmesi, o beşinci üyenin de büyük bir geniş görüşlülükle bu takbihleri alkışlayıp sonra gene kendi bildiğini yapması gibi, şimdiye kadar diplomasi tarihinde herhâlde bir eşi daha görülmemiş bir acayip taktik sayesinde ayakta durabilmekte, veya durur gibi görünebilmektedir.

Demokrat Parti Hükümetlerinin dış siyaset alanındaki başlıca teşebbüslerinin bu ve bunlara benzer sonuçlarını bilip te, şimdi, bu Hükümetlerin değişmemiş tek üyesi olan kimseyi, dışişlerimize tamamile hâkim durumda gören vatandaşlar, herhâlde, Ortadoğu'daki son gelişmeler karşısında Türk Hükümetinin davranışını, tutumunu ciddî olarak merak etmekten kendilerini alamazlar.

Eğer doğrudan doğruya vatandaşlara, hattâ, gizli bir oturum da, sadece Büyük Millet Meclisine açıklamalarda bulunulması için vakit gerçekten erkense, bari, diplomasi alanındaki bilgi ve tecrübesi dünyaca bilinen ve bugünlük muhalefet saflarında bulunan bazı siyaset adamlarının da bilgi ve tecrübesinden faydalanılmakla, vatandaşlara, şu günlerde pek muhtaç oldukları huzur bir nebze olsun verilebilirdi.

Fakat herşeyi en iyi bildiği ve en iyi yapabildiği inancı bütün aksi delillere rağmen halâ sarsılmamış görünen, dört Demokrat Parti Hükümetinin bugüne kadar mevkîini muhafaza edebilmiş o tek üyesi, korkarız, böyle bir teklifi işitmek bile istemeyecektir.

Bülend ECEVİT 

Dosyalar

1956.11.24.jpg
1956.11.24_B.jpg
1956.11.24_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Diş Siyaset ve Vatandaş,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 8 Aralık 2022, https://ecevityazilari.org/items/show/730 ulaşıldı.