Gaziantep 6:"Kalkınan Turkiye'nin" Ezilen Sanayii

Başlık: 
Gaziantep 6:"Kalkınan Turkiye'nin" Ezilen Sanayii 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" s. 3 
Tarih: 
1956-06-30 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/31 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

GAZİANTEP: 6

" Kalkınan Türkiye'nin „ ezilen sanayii

Dünkü yazımızda anlattığım Gaziantepli sanatçının hıikâyesi, hemen bütün Gaziantep imalâtçılarının dertlerine sadece bir örnekti. Gaziantep çarşısı, ona benzer daha nice dertlerle dolup taşıyor. Sanayileşen kalkınan bir Türkiye hayali, Gaziantep'in, ve kim bilir böyle daha nice şehrimizin çarşısında, yoksul, daracık, karanlık imalâthanelere gömülüp kalmış. İşi düşenlerden başka hiç kimse, ne siyaset ne devlet adamları, bu çarşılara uğrayıp da o hayali aydınlığa çıkarmağa yanaşmıyor.

Yabancı sermaye ile İstanbul'da bir otomobil montaj atölyesi kurulması büyük siyasi hâdise olur. Açılışında devlet adamlarımız bulunur. Gazeteler, işte nihayet Türkiye'de de otomobil yapılıyor, diye öğünürler. Oysa yapılanın yüzde 80 i dışardan gelmiş, Türk işçisine, bu parçaları biribirine tutturmak kalmıştır.

Gaziantep çarşısında ise bugün, herhangi bir otomobil, kamyon veya otobüsün, şanzıman dişlileri, defransiyel ve enjektör aksamı ile piston gömlek hariç, bütün parçaları yapılabilmektedir. Güney - Doğu Anadolu'nun kamyon ve otobüslerine, artık dışarıdan getirtilemiyen yedek parçalar, şimdi Gaziantep çarşısında yapılıp takılmaktadır. Kullanılmaz hale gelmiş lâstikler burada yenilenmekte, Avrupa yapısından güçlükle ayırt edilebilen karoseriler burada yapılmaktadır. Muamele vergisinin ve iş kanununun, çıkardığı, hele bundan sonra da Millî Korunma Kanununun bunlara ekliyeceği güçlükler kaldırılıp da, Gaziantep çarşısında yedek parça, karoser ve lâstik yenileme işleriyle meşgul yüzlerce küçük imalâthanenin beşer onar bir araya gelmelerine yol açılsa, belki de birkaç yıla kadar Türkiye'de, lâstiğinden hava kornasına kadar yerli bir motorlu araçlar endüstrisi kurulabilirdi.

Bir günlük bir gezintide görüp duyabildiğim kadar, Gaziantep imalâthanelerinde, bunlardan başka, deri presleri, kaynak makinaları, torna makinaları, çamaşır makinaları, gaz sobaları, amplifikatörler, çelik kasalar yapılmaktadır. Baskül imalâtçılığı, muamele vergisinin yüküne dayanamayıp, otomatik tezgâh imalatçılığı gibi, daha gelişme çağında ölmüştür: Ötekiler de şimdiden can çekişmektedir.

Bunların kurtarılması şöyle dursun, Gaziantep'in, bakırcılık, kilimcilik gibi atalardan kalma yerli sanatları bile, birer ikişer kişilik atölyelerde kısırlaşıp ölmek üzeredirler.

Şimdiye kadar bu çarşıyı ayakta tutan, Gaziantep halkının sanatkârlığı, azimliği ve çalışkanlığı olmuştur. Fakat günden güne ağırlaşan hayat şartları karşısında, bu beşerî değerlerin de dayanma gücü azalmaktadır. Dertlerini dinlediğim sanatçılardan bazısına,

— Bolca kredi temin edip büyük bir sermayeyle işe girişseniz, bu vergi ve kanunların çıkardığı engellere rağmen muvaffak olamaz mısınız? diye sordum.

Hepsinden aldığım cevap,

— Krediyi nereden bulacağız, bankalarda bizim gibilerin yüzüne bakan mı var? oldu!

— Bir müteahhit, bir tüccar, bir çiftçi, yüzbinlerce liralık kredi için bir bankaya uğrarsa, dediler; hemen müdürün yanına alınır, baş köşeye buyur edilir, bütün istekleri yerine getirilir; fakat biz bankaya uğradık mı, yüzümüze bakan, «şuraya otur» diyen bile olmaz.

Bunu söyleyenler, Türkiye'nin sanayileşme gücünü, kendi kendine yeter hale gelme gücünü, yoksul, karanlık atölyelerinde, öğle yemeklerini domates, biberle geçiştirmek bahasına yaşatmağa çalışan Türk sanatçıları idi.

Banka müdürlerinin baş köşelerde oturtulup bütün kredi imkânlarını açtığı kimselerse, Gaziantep'in nice Türk sanatçısının eşini yapabildiği çamaşır makinalarını, yedek parçaları, baskülleri, kasaları, amplifikatörleri, otomatik tezgâhları, çocuk oyuncaklarını, yüzlerce milyonluk döviz karşılığında dışarıdan getirtip yerli sanayii daha beşiğinde öldüren tüccarlar; yahut hiç bir emek karşılığı olmaksızın yılda milyonlarca lira kazanıp da bu memlekete vergi bile ödemeyen büyük toprak sahipleri idi.

Piyasaya onlar, politikaya onlar hâkimdi.

Gaziantep'in, ve Gaziantep'e benzer daha kimbilir nice şehrimizin, daracık, karanlık imalâthanelerine, sanayileşen bir Türkiye hayalini zayıf bir mum ışığı gibi yanar tutmağa çalışan yoksul çarşılarına, politikacılar, adım atmaktan bile kaçınıyorlardı. Bunu sırf vakitlerinin zorluğuna vermek zordur. Gönül istese, temel atma, kurdela kesme törenlerine ayrılan vaktin binde birinde, dertli Türk sanatçılarının bütün dertleri dinlenip, çaresi düşünülebilirdi.

Fakat politikada iş, eninde sonunda, oy hesabına dayanır. Türkiye'yi kalkındırmanın sırrını avuçlarında tutan bütün sanatçıların oyları ise bir araya getirilse belki 5 milletvekili seçtirmeğe yetmezdi. Kim uğrar bu kadarcık oyun semtine?..

Fakat o büyük kredi hesaplarıyla bu küçük oy hesaplarının ötesindeki gerçek de odur ki, Türkiye'yi geri bir tarım memleketi halinde tutan zenginler vergi bile ödemezken Türkiye'yi bir kaç yıl içinde sanayileştirebilecek sanatçıların vergi ödemekten iş tutamaz hale düştükleri bu düzen sürüp gittikçe, bizler, şimdiye kadar olduğu gibi bundan böyle de, «kalkınma» nın ancak edebiyatını yapabiliriz.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1956.06.30.jpg
1956.06.30_B.jpg
1956.06.30_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Gaziantep 6:"Kalkınan Turkiye'nin" Ezilen Sanayii,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 23 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/644 ulaşıldı.