Hürriyet Savaşımız ve Avrupa Konseyi

Başlık: 
Hürriyet Savaşımız ve Avrupa Konseyi 
Kaynak: 
Ulus, "Günaydın" ss. 1, 5 
Tarih: 
1960-10-03 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
GÜNAYDIN

BÜLENT ECEVİT

Hürriyet savaşımız ve Avrupa Konseyi

Avrupa Konseyi Danışma Meclisinin bundan önceki toplantısı, Türkiye'de hürriyet savaşının sokağa taştığı, iktidarın demokrasiye ve hukuk düzenine kesin olarak son vermeğe teşebbüs edip, hürriyet uğruna, demokrasi ve hukuk düzeni uğruna silâhsız savaşanların kurşun yağmuruna tutulduğu günlere rastlamıştı.

Konsey statüsüne göre,

«Halklarının müşterek malı olan ve her gerçek demokrasinin dayandığı fert hürriyeti, siyasi hürriyet ve hukukun üstünlüğü prensiplerine», ve bu «prensiplerin kaynağı bulunan mânevi ahlâkî kıymetlere sarsılmaz surette bağlı»

kalmayı taahhüt etmiş,

«Hukukun üstünlüğü prensibini ve hükmü altında bulunan her şahsın insanlık haklarından ve ana hürriyetlerden faydalanması prensibini» kabul etmiş hür Avrupa Devletlerinin Konsey temsilcileri geçen yaz başında, Strasbourg'daki «Avrupa Evi» nde Türkiye'nin Demokrat Partili temsilcileri ile yanyana otururlarken, Türkiyede şerefli insanlar, o Partinin zalim iktidarına karşı, «fert hürriyeti» için, «siyasi hürriyet» için, «hukukun üstünlüğü» ve «insan hakları» için sokaklarda savaşıyorlardı.

Sokaklarda... Çünkü artık Meclis, iktidar tarafından Anayasa dışına çıkarılmış, toplantılarına silâhlı polisler sokularak çalışamaz duruma getirilmişti; çünkü artık basın susturulmuş, susmayan gazete ve dergiler kapatılmıştı; çünkü artık mahkemelerin ve kanunların dışında bir parti engizisyonu kurulmuştu; çünkü artık savaşın yapılabileceği sokaktan başka alan kalmamıştı.

Millet Meclisiyle beraber, basınla beraber, Anayasa ile, kanunlarla, mahkemelerle beraber, Türkiye'de ayaklar altına alınan, Avrupa Konseyi statüsünün dayandığı bütün demokratik ve insanî, bütün mânevi ve ahlâkî ilkelerdi.

Zorba bir iktidara karşı sokaklarda silâhsız savaşa girişen gençlik, kendi şeref ve hürriyeti için, Türk ulusunun şeref ve hürriyeti için olduğu kadar, Avrupa Konseyi statüsünün ilkeleri için de Türk ulusunun Avrupa Konseyine girerken verdiği namus sözü için de savaşıyordu.

Fakat bu savaş sürüp giderken bu savaşta gençler ölür, yaralanır, hukuk Profesörleri yerlerde sürüklenirken, Avrupa Konseyinden Türkiye'ye bir ses, Türkiye'deki hürriyet savasçılarına bir selâm, bir başarı dileği olsun gelmemişti.

İki yıldır Türkiye, Avrupa Konseyi Danışma Meclisi toplantılarına muhalefet temsilcisi göndermeyen bir ülke idi. Konseyde yalnız iktidar milletvekilleriyle temsil edilen tek ülke idi. Buna karşı Avrupa Konseyinden bir itiraz sesi yükselmiyor, tersine, Türkiye'ye ayrılan bütün temsilcilikleri kendileri işgal etmiş, fakat Avrupa Konseyinin ilkelerinden bir tekine en küçük saygı göstermemiş Demokrat Partili milletvekillerine Komisyon Başkanlıkları, Başkan Vekillikleri veriliyordu.

Aynı Demokrat Partili temsilciler, Türkiye Büyük Millet Metlisi kürsüsünden, Avrupa Konseyi Danışma Meclisinin en geniş grupu olan Sosyalistlere Komünistlik isnad ederlerken, Avrupa Konseyi gene susuyordu.

Şimdi duyuyoruz ki Avrupa Konseyi Danışma Meclisindeki bazı Batılı temsilciler, 27 Mayıs Devriminden sonra, Konseydeki o Demokrat Partili milletvekillerinin bütün Grup arkadaşlarıyla beraber tevkifini protesto etmişler; bunu Avrupa Konseyi ilkelerine, şahıs hürriyetine, insan haklarına aykırı bir hareket saydıklarını söylemişler.

Türkiye'de hürriyet savaşı devam ederken, hürriyet uğrunda insan hakları uğrunda, Avrupa Konseyinin temelindeki ilkeler uğrunda insanlar ölürken başlarını çevirip Türkiye'ye bakmamış bu kimselere, hiç değilse susmak düşerdi.

Belki Türkiye'de bugünlük bir askerî idare bulunuşunu Türkiye'de demokrasinin sonu olarak görecek kadar durumumuzdan ve Türk Ordusundan habersizdirler.

Fakat onların protesto ettikleri Türk Ordusu, Avrupa Konseyinin bayraktarlığını yaptığı ilkelere, şahıs hürriyetine, insan haklarına, demokrasiye, Avrupa Konseyini utandıracak ölçüde hizmet etmiştir.

Bugün askerî idare altında normal demokratik rejime geçiş hazırlıklarını yapan Türkiye'de, ihtilâlden önceki Türkiye şöyle dursun, belki Avrupa Konseyi toplantılarının yapıldığı Fransa'dakinden bile daha geniş hürriyet vardır. Hürriyetçilikte samimilikten başka suçları olmayan nice seçkin Fransız aydınının ve yazarının bugün Fransa'da uğradıkları yakışıksız muamelelere, Türkiye'de, bir askerî idareye karşı en ileri tenkidlerde bulunanlar bile uğramamaktadır.

Türkler gerçi demokrasiyi Avrupa'dan öğrenmişlerdir. Fakat öyle anlaşılıyor ki bugün, demokrasinin değerini, demokrasi uğrunda gerekirse niçin ve nasıl ölüneceğini Türklerden öğrenmege muhtaç pek çok Avrupa'lı vardır. 

Dosyalar

1960.10.03.RE_B1.jpg
1960.10.03.RE_B2.jpg
1960.10.03.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Hürriyet Savaşımız ve Avrupa Konseyi,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 5 Nisan 2020, http://ecevityazilari.org/items/show/1252 ulaşıldı.