Yeni Hükümet ve Bir "Mesele"

Başlık: 
Yeni Hükümet ve Bir "Mesele" 
Kaynak: 
Ulus, "Günaydın" ss. 1, 2 
Tarih: 
1961-01-09 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi, "Günaydın Yazı Dizisi 1960-61" 
Metin: 
GÜNAYDIN

BÜLENT ECEVİT

Yeni Hükümet ve bir "mesele,,

Kurucu Meclisin açılışından önce Bakanlar Kurulu Üyelerinin çekilmelerini türlü şekillerde yorumlayanlar olmuştu. Fakat şimdi bu çekilişin, intikal devresinde önemli bir devre açılırken Devlet ve Hükûmet Başkanına kabineyi yeniden kurma fırsatını vermekten başka bir sebebi bulunmadığı anlaşılmış olmalıdır. Nitekim yeni Hükümet pek az değişiklikle kurulmuştur.

Yeni Bakanlar 6 kişiden ibarettir.

Adalet Bakanlığına getirilen Ekrem Tüzemen'le Millî Savunma Bakanlığına getirilen Muzafer Alankuş'un bu mevkileri gereği gibi doldurabilecek kimseler olduklarında, kendilerini tanıyanlar birleşmektedirler.

Yeni Millî Eğitim Bakanı Turhan Feyzioğlu, hiç şüphesiz, bu mevki için düşünülebilecek kimselerin başta gelenlerindendi.

Orhan Mersinli'nin Kara Yolları Genel Müdürlüğünde göstermiş olduğu başarı, Ulaştırma Bakanlığı görevini de başarı ile yürüteceği kanısını herkese verse gerektir.

Ahmet Tahtakılıç'ın siyasal kimliği ve sosyal meselelere yakın ilgisi, Çalışma Bakanlığında yararlı olacağı umudunu destekleyen unsurlardır.

Değerli gazeteci Cihat Baban'ın Basın - Yayın ve Turizm Bakanlığına getirilişi de meslekdaşları arasında haklı bir sevinç uyandırmıştır.

Kısacası, Bakanlar Kurulunun yeni Üyeleri de mevkilerine lâyık kimselerdir.

Kurucu Meclis açılırken Bakanlar Kurulu Üyeleri arasında yapılan bu değişiklikler, Devrim Hükûmetinin partiler üstü hüviyetini değiştirmemiştir. Şimdi, Bakanlar Kurulunun 19 Üyesinden ancak 3'ü partilidirler. Bu partili Üyelerden ikisi, Turhan Feyzioğlu ile Cihat Baban Cumhuriyet Halk Partili, biri de — Ahmet Tahtakılıç — Cumhuriyetçi Köylü Millet Partilidir.

Kaldı ki, partili Bakanların sayısı daha çok olsa idi bile, gene de Hükümet bir parti iktidarının Hükûmeti sayılamazdı. İçinde bulunduğumuz intikal devresinde, iktidarın, Kurucu Meclis kurulduktan sonra da bir siyasî parti iktidarı olmayacağı, olmaması gerektiği, Kurucu Meclis için bir bilim kurulunca hazırlanan öntasarının gerekçesinde kesin olarak belirtilmişti. Devrim Hükûmetine girecek kimseler, siyasal partilere bağlılıkları ne olursa olsun, partiler üstü bir iktidarın Bakanları olduklarını unutamazlardı.

Değil yalnız Bakanlar, Kurucu Meclis Üyelerinden bile, bu Meclisdeki çalışmalarında, kendilerini parti disiplinine bağlı saymamaları beklenmektedir.

Kurucu Meclis teşkili hakkındaki Kanunun 3. maddesi şöyledir :

«Kurucu Meclis Üyeleri, herhangi bir bölgenin, siyasî zümrenin veya kendilerini seçen kurum, kurul, makam ve mercilerin değil. Türk Milletinin temsilcileridir.

«Kurucu Meclis Üyeleri, kendilerini seçen kurum, kurul, makam ve merciler de dahil olmak üzere, Meclisdeki çalışmaları ve kullanacakları oylar bakımından hiç bir yerden emir ve direktif almazlar ve yalnız yeminlerine bağlıdırlar.»

Ona rağmen, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Genel Merkezi, bu parti üyelerinden birinin kabineye girmesi üzerine garip bir vaziyet almıştır. Parti Genel Sekreteri Ahmet Bilgin, bu Partinin sözcüsü olan gazeteye verdiği demeçte,

«Ahmet Tahtakılıç yeni Hükûmete şahsî kararı ile girmiştir. Malûmatımız olmamıştır»,

diye bir açıklama yapmak ihtiyacını duymuştur.

Bir C.K.M.P. Üyesinin Devrim Hükümetinde yer almasının bu parti tarafından niçin bir mesele olarak görüldüğünü, niçin bunun halkoyu karşısında izahına lüzum görüldüğünü, anlamak güçtür. C.K.M.P. günün birinde iktidara gelip bir kabine kuracak olsa, herhalde bu kabinede Ahmet Tahtakılıç'ın da yeri olurdu. Öyle ise, Ahmet Tahtakılıç'ın Devrim Hükûmetinde görev kabul etmesinden parti hesabına niçin kaygı duyulsun?

Kurucu Meclise katılanlar, Hükûmette yer alsalar da almasalar da, Devrim İdaresinin sorumluluğuna zaten katılmış olmaktadırlar. 27 Mayıs Devrimini, ve Kurucu Meclisle gerçekleştirilmesi çabuklaştırılmak istenen sağlam teminatlı ve Atatürk devrimlerine bağlı bir demokrasi ülküsünü benimseyenlerin, bu sorumluluğa katılmaktan kaçınmaları, çekinmeleri için de bir sebep de olmasa gerektir.

Kurucu Mecliste temsil edilen partilerden herhangi birinin,

— Ben muhalefette sayılırım, bugünkü idarenin sorumluluğuna katılmamalıyım!,

yolunda düşünmesi çok yersiz ve Kurucu Meclisin ruhuna çok aykırı olur.

Bu Mecliste bir parti iktidarı yoktur. Bir parti iktidarı olmadığına göre bir muhalefet partisi de yoktur.

Gerçi 15 yıldır siyasal hayatımıza «İktidar - muhalefet» ikiliği kavramı yerleşmiş olduğu için, bazı politikacılar, düşünce ve davranışlarında bu kavramın çerçevesi dışına çıkmakta güçlük çekebilirler. C.K.M.P. Genel Sekreterinin demeci de belki böyle bir güçlüğün sonucudur. Fakat herhalde. 27 Mayıs İhtilâline şükran borcu taşıyan partiler ve politikacılar, bu güçlüğü yenmeli, ve Kurucu Meclis süresince, iktidar - muhalefet ikiliği çerçevesi içinde düşünme alışkanlığından kendilerini kurtarmalıdırlar! Yoksa, Kurucu Meclis çalışmalarının kısa zamanda, ve tek taraflı da olsa, parti çekişmeleri mecraına doğru sürüklenmesinden korkulur.

Kurucu Meclisin ödevi sona erdikten sonra, iktidar - muhalefet ikiliğinin, medenî ve demokratik ölçüler içinde geri gelmesi ne kadar, tabiî ve şart ise, şimdilik bu ikiliğin unutulması, zihinlerden çıkarılması da o kadar şarttır. Hattâ, siyasal faaliyete izin verilince bile, parti çekişmelerinin Kurucu Meclis dışında tutulabilmesi temenni edilir.

Kurucu Mecliste ödev herkes için birdir. Kurucu Meclisten beklenen eserler, bu Meclis çalışmalarına şu veya bu oranda katılanların müşterek eserleri olacaktır. Bu eserlerin şerefini paylaşmağa kendilerinde hak görenler, elbette sorumluluğuna da ortaklığı kabul etmiş olurlar.

C.K.M.P., kendi üyelerinden birinin, Kurucu Meclis açılırken Devrim Hükûmetinde görev almış olmasını, bu ortaklığın tabiî ve şerefli bir gereği saymağa kendini alıştırmalıdır!

Nitekim, Parti Genel Sekreterinin parti sözcüsü gazetede yaptığı açıklama üzerine Ahmet Tahtakılıç'ın gazetecilere vermek zorunda kaldığı kısa demeç, bunu pek güzel belirtmektedir. Çalışma Bakam Ahmet Tahtakılıç, bu demecinde.

«Partinin gayesi Kurucu Meclise kavuşmaktı. Benimki de Kurucu Meclis çerçevesi içinde kabul edilmiş bir vazifedir. Bunu böyle addettiğim için Bakanlık görevini kabul ettim», demiştir.

Bazı C.K.M.P. yöneticilerinin gözünde bir «mesele» haline geldiği anlaşılan durum, aslında bu kadar tabiî ve bu kadar basittir. 

Dosyalar

1961.01.09.RE_B1.jpg
1961.01.09.RE_B2.jpg
1961.01.09.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Yeni Hükümet ve Bir "Mesele",” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 8 Aralık 2022, https://ecevityazilari.org/items/show/1313 ulaşıldı.