"Şehirlere Akın ve İktisadî Buhran"

Başlık: 
"Şehirlere Akın ve İktisadî Buhran" 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" No 12994, ss. 1, 5 
Tarih: 
1959-10-06 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

“ ŞEHİRLERE AKIN ,, ve İKTİSADÎ BUHRAN

Bülent ECEVİT

«İnkarcılık»... Cumhuriyet Halk Partisi muhalefetine yöneltilen başlıca ithamlardan biri bu! Yapılanları inkâr etmek, her şeyi kötülemek, gözler önündeki eserleri beyenmemek...

Zaman zaman bir iktidar sözcüsü çıkıp meydan okur:

— Açık konuşun, der, nedir beyenmediğiniz: Falanca baraj mı, filânca fabrika mı, şu yol veya bu köprü mü?

Tarafsız görünmek isteyen iktidar taraftarları, hattâ bazı gerçek tarafsızlar da bu ithamı benimser, bu meydan okuyuşa kapılırlar:

— Her şeyi inkâr ediyor, her şeyi kötülüyor, insafsızlık ediyorsunuz, derler; yaptıkları hiç mi iyi bir şey, güzel bir eser yok?..

Sırf, aşırı karamsarlıkla, inkârcılıkla itham edilmemek için, sırf eğriye eğri, doğruya doğru diyen bir parti olarak kabul edilebilmek için bile olsa, Cumhuriyet Halk Partisi de, Demokrat Parti iktidarının iktisadî alanda yaptığı şeylerden bazısına, gerçekte beyenmese de, «iyi» diyebilmek, «doğru» diyebilmek isterdi.

Fakat buna ilmen imkân yok. «İstikrar tedbirleri» nin neden sonra ve dış zorlamalarla alınmasına mecbur kalınmış olması bu imkânsızlığın bir tanıtıdır. Üstelik, Demokrat Parti iktidarının zihniyet ve davranışı o tedbirlerden de beklenen faydanın sağlanmasını engellemektedir.

Demokrat Parti iktidarının iktisadî tutumu lehinde söyleyecek söz bulabilmenin imkânsız olduğuna bir yeni tanıtda, Cumhuriyet Halk Partisi Araştırma Bürosunun yayınladığı «Şehirlere Akın ve Mesken Dâvası» (x) adlı incelemedir.

Üç değerli bilim adamının, Rebiî Barkın, Osman Okyar ve Doğan Avcıoğlu’nun, beraberce hazırladıkları bu kitapta, şehirlere akın ve mesken dâvası incelenirken, Demokrat Parti iktidarının iktisadî tutumundaki hemen bütün sakatlık ve tehlikeler açığa vuruluyor ve bu iktidarın iktisadî tutumuna hiç bir yönden «iyi» denemeyeceği, bir bilimsel gerçek olarak ortaya çıkıyor.

*

Nüfusumuzda yıllık artış, dünyanın en yüksek oranında, %3 e varmıştır. Bunun da sebepleri, Türk milletinin Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı sırasında tarihinin belki en uzun barış devresini yaşamış ve gene C.H.P. iktidarı sırasında, nüfus kırıcı bazı yaygın hastalıklara karşı başarıyla savaşılmış olmasıdır.

Fakat iktisadî kalkınmamızda bir müspet unsur olabilecek bu nüfus artışı, D.P. iktidarının iktisadî tutumu yüzünden, kaygı verici bir mesele haline gelmiştir.

İktisadî yapımızın ayakta durabilmesi için, nüfus artışının, en az istihlâkteki kadar istihsalde de artış meydana getirmesi sağlanmalı idi.

Oysa, nüfusumuzun artışı dünyanın en yüksek oranına vardığı halde, tarımcılığımızda verimlilik dünyanın en düşük seviyesindedir (sondan altıncı). Beyenmediğimiz Suriye’nin tarımda sağladığı verimlilik, bizdekinin 1,5 mislidir. Tarımda adam başına gelir, 1938 seviyesinin altına düşmüştür.

Ekilebilir toprakların sınırları, hayvancılığa ve ormancılığa zarar verecek, ciddî bir erozyon tehlikesi yaratacak kadar aşıldığı halde, verimlilik düştüğü için, istihsal artamamaktadır.

Tarımda en büyük ihtiyaçlarımızdan biri sulama olduğu halde, yapılan barajların hiç birinden sulama için istifade edilememektedir.

Bu acı gerçekleri, bilimsel verilerle ve iktidarın yanlış tutumundan doğan sebepleriyle ortaya koyan kitap, şehirlere akın meselesi üzerine eğilerek, bu akını meydana getirenin sanayî alanındaki genişleme değil, tarım alanındaki gerileme olduğunu da tanıtlarıyla belirtiyor. Eldeki istatistiklere göre «1950 — 55 yılları arasında kurulan sanayî tesislerinin çalıştırdığı işçi sayısı» nın, bu yıllar arasında köylerden şehirlere akın eden nüfusun «kıyas kabul etmeyecek kadar altında» olduğunu; «artan nüfustan sanayide çalışmak imkânını bulanların nüfus artışına nispetinin», 1927 sayımlarından beri en düşük rakamlara son yıllarda indiğini gösteriyor.

Derin bir sosyal dert haline gelen şehirlere akın ve bu akının yarattığı gecekondu dâvası, sorumsuz, hesapsız, plânsız ve programsız bir iktisadî tutumun toplum yapımızı sarsan sonuçlarından yalnız bir tanesidir. Fakat C.H.P. Araştırma Bürosunun kitabını okuyunca anlaşılıyor ki, bu dâva, birçok başka iktisadî, sosyal ve kültürel dâvalarımızın da düğüm noktasıdır. Bu dâvanın halli sırasında veya sonucunda, başka birçok iktisadî, sosyal ve kültürel dâvalarımız kendiliğinden hal yoluna girmiş olacaktır.

Bu dâvayı halletme imkânını bulabilmek içinse, bir yandan şehirlere akın olayının sebeplerini ve çarelerini araştırmak, öbür yandan, hesaplı ve adilâne bir yapı politikası üzerinde durmak gerekir. Böyle bir ihtiyacı, muhalefet olarak Cumhuriyet Halk Partisi duyup, elindeki sınırlı imkânlarla, dâva üzerine gereği gibi eğildiği halde, iktidar şimdiye kadar böyle bir ihtiyaç duymamış, bu yolda en küçük bir gayret sarfetmemiş, uzmanların söylediklerine, öğütlerine kulak vermemiştir.

Yapılan büyük «yatırım» ve «kalkınma» edebiyatına ve D.P. iktidarı devresine rastlayan dış yardımların sağladığı olağanüstü imkânlara rağmen, gerçekte, millî gelirimize göre yatırım oranı, Suriye’deki, Lübnan’daki seviyeye bile ulaşamamıştır.

Yatırımlar istihsali süratle arttıracak ve yeni şi imkânları yaratacak alanlara yöneltilmek gerekirken, yıkım ve imar işlerine büyük meblâğlar ayrılmaktadır. Bu meblâğlar da dar gelirlilerin ev ihtiyacını karşılayacak, gecekondu meselesini bir ucundan olsun halle yardım edecek bir şekilde sarfedilmek gerekirken, tersine, dar gelirlilerin ev ihtiyacını büsbütün şiddetlendirecek, gecekondu derdini büsbütün derinleştirecek bir şekilde harcanmaktadır.

*

Her memleketin iktisadiyatı bir bütündür. Hele Türkiye gibi az gelişmiş ve yeni yeni kalkınmağa çalışan bir memlekette, bir iktidarın iktisadî alandaki başarısı, münferit eserlerle, filânca baraj, falanca fabrikayla değil, yatırımların ve yapılanların, nüfus artışıyla orantılı olarak, istihsali, ihracat imkânlarını, millî geliri arttırması; gelir artışının yurttaşlar arasında, sosyal muvazenesizliği ve huzursuzluğu önleyecek kadar adilâne dağılması ve tarımda artan işgücünün sanayide kullanılabilmesi bakımlarından elde edilen sonuçlarla ölçülür.

C.H.P. Araştırma Bürosunun «Şehirlere Akın ve Mesken Dâvasi» kitabını okuyunca insan bir kere daha anlıyor ki, Demokrat Parti iktidarının iktisadi tutumu böyle bir ölçüye vurulduğunda, bu tutumun övülebilecek, hattâ kötülenmeyecek, hiç bir yönü bulunamaz.

Gene bu kitabı okuyunca insan büyük şehirlerdeki lüks «ımar» faaliyetinin, öğünülecek bir «kalkınma hamlesi» değil, memleketin bugün içine düşürülmüş olduğu şartlar altında, utanılacak ve gerçek kalkınmayı baltalayacak bir sorumsuzluk örneği olduğunu açıkça görüyor.

Cumhuriyet Halk Partisini «ınkârcılık» la, «gözler önündeki eserleri kötülemek» le itham eden Demokrat Partili veya bazı tarafsız kimseler, «Şehirlere Akın ve Mesken Dâvası» adlı kitabı mutlaka okumalıdırlar! öyle sanıyoruz ki, gerçek memleket sevgisi ve halkın dertleriyle dertlenebilme duyarlığı olan bir kimse, hangi partiden olursa olsun, bu kitabı okuduktan sonra, Cumhuriyet Halk Partisini artık «inkarcılık» la, «insafsızlık» la değil, ancak belki, iktisadî ve sosyal bakımdan D.P. iktidarının yarattığı tehlikeli durum karşısında sesini gereği kadar yükseltmemiş olmakla itham edebilir.

-----------

C.H.P. Araştırma Bürosu, Yayın No. 8, Fiyatı 1 lira. 

Dosyalar

1959.10.06.jpg
1959.10.06_B1.jpg
1959.10.06_A.jpg
1959.10.06_B2.jpg
1959.10.06_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“"Şehirlere Akın ve İktisadî Buhran",” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 3 Aralık 2022, https://ecevityazilari.org/items/show/1076 ulaşıldı.