"Yer Altında İşçi, Yeryüzünde Kapitalist"

Başlık: 
"Yer Altında İşçi, Yeryüzünde Kapitalist" 
Kaynak: 
Ulus, "İngiltere Notları" ss. 2, 5 
Tarih: 
1956-10-16 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/33 
Metin: 
İNGİLTERE notları

Yazan: Bülent ECEVİT

"Yer altında işçi, yer yüzünde kapitalist,,

- 3 -

Coventry'nin bir kömür madeninde, yerin yüzlerce metre altında, üstümde bir maden işçisi tulumu, elimde fener dolaşırken tanıdığım insanlar, İngiltere'nin belki en mes'ut insanları arasındaydı.

Yaptıkları iş, şüphe yok ki işlerin en ağırlarından biriydi. Ömrünü yer altındaki bir kömür madenine bağlamak, çalışma şartları ne kadar düzeltilse, havalandırma tertibatı ne kadar iyi de olsa, fedakârlıktı. Rahatından, hayat güvenliğinden, birkaç saatliğine de olsa yeryüzünün güzelliğinden, ve bunların da üstünde gün ışığından fedakârlık.. O kara duvarlı dehlizler boyunca rastladığım insanlara «good morning» demeğe dilim varmıyordu: Yerin altında sabahla gece o kadar birdi.

Fakat İngiliz milleti maden işçisine bu fedakârlığının karşılığını cömertçe veriyordu. Yer altında ancak altı-altı buçuk saat süren çalışmasını bitirip te yer yüzüne çıktığı zaman, tenis kortları, futbol ve kriket alanları, parkları, birahanesi, dans ve oyun salonlarıyla her türlü eğlenme ve dinlenme imkânı einin altındaydı. Çoğunun bir otomobili, hepsinin bahçe içinde, iki katlı, konforlu bir evi vardı.

İngiltere'ye gitmeden önce, Şahap Balcıoğlu'nun Cumhuriyet Gazetesinde, Zonguldak'taki kömür madenlerine dair bir röportajını okumuştum. Bir İngiliz madenindekinden daha ağır şartlar altında ve daha çok çalışan kömür işçilerimizin gündeliği, bu yazıdan öğrendiğime göre 325-400 kuruş arasındaydı.

İngiltere'de bir kömür işçisi haftada 5 gün çalışıyor, Cumartesi de çalışmak isterse 2 günlük fazla ücret alıyordu. Yılda 2 hafta ücretli tatili vardı. Bu şekilde haftada 6 gün çalışan bir kömür işçisinin yıllık kazancı 1000 sterlinge kadar yükseliyordu. 1000 Sterling, bizim paramızla, resmî kur üzerinden 8.000, paramızın gerçek değerine daha yakın yeni deblokaj kuru üzerindense 15-16.000 liraydı.

Bizim kömür işçilerimizce yılın 365 günü hafta tatili bile yapmadan çalışsa, yıllık kazancı bunun 10'da birini bulamazdı.

Denilebilir ki İngiltere bizden en az 10 defa daha zengin midir? Aradaki bu farkı normal saymalıdır!..

Fakat mesele, bizim kömür işçimizin bir İngiliz kömür işçisi kadar ücret alıp almamasında değil, kömür işçisinin emeğini değerlendirirken kullanılan ölçüdedir. İnigltere'de bir maden işçisi, bir milletvekili kadar ücret alır. Orada milletvekilinin de ücreti, haftada 6 gün çalışan bir kömür işçisinin aldığı ücret kadardır. Fakat bizde bir kömür işçisine verilen ücret, milletvekilliği ücretinin yirmide birinden azdır.

Bir memleket ki milletvekilinin ücretini tâyin ederken İngiltere'den 2-3 defa daha zenginmiş gibi cömert, kömür işçisinin ücretini tâyin ederken İngiltere'den 10 defa daha yoksulmuş gibi hesaplı davranır!.. İki memleket arasındaki fark, bir millî servet farkı olmaktan önce, işte bu zihniyet ve ölçü farkıdır.

Coventry'deki madene gezerken tanıştığım kömür işçilerinden biri 54 yıldır o madende, yerin altında çalışıyordu. Yaşı 70 i bulduğu halde sapasağlam ve güleryüzlüydü. Çocuklarından biri Coventry'de bir okul müdürüydü. Bir başka çocuğunu da kendi açtığı bir mağazanın başına getirmişti.

Bizi gezdiren memurun söylediğine göre, yer altında çalışan bu kömür işçilerinden bir çoğunun yer yüzünde dükkânları, mağazaları, hattâ küçük fabrikaları varmış.

— Siz bakmayın onların burada böyle kan ter içinde çalışmalarına, dedi. İçlerinden bir çoğu yer altında işçi, yer yüzünde kapitalisttir.

İngiltere'de, daha birkaç yıl önceye kadar aşılamazmış gibi görünen sınıflar - arası duvarlar şimdiden erimeğe başlamıştı. Bir oğlunu okul müdürü olarak yetiştirmiş, bir oğlunu kendi alnının teriyle kurduğu bir iş yerinin başına geçirebilmiş bir baba, bir kömür madeninde işçi de olsa, sınıflar arasındaki duvarları yıkmış sayılırdı.

İngiltere'de gelir ve servet farkları o kadar azalmıştı ki «bir Lord gibi zengin» sözünün yerini, çok geçmeden «bir kömür işçisi gibi müreffeh» sözü alabilirdi. 54 yıllık o kömür işçisinin bugün bir okul müdürü olan oğlu belki bir parasız okulda yetişmişti ama, onun oğlu ya Eton'da, ya Harrow'da bir Lord'un oğluyla yanyana okuyabilir, hattâ günün birinde kendisi de, belki kendinden önce babası da, ya bir «Sir» ya bir Lord» olabilirdi.

İngilizlerin, köklü gelenek ve kurumlarını yerli yerinde tutarak toplum düzenini nasıl değiştirmeğe muvaffak olduklarını, Coventry'deki bu kömür işçisinin hayatında da görmek mümkündü. Biribirinden ayrı sınıfların kalıpları, birer isim olarak yerli yerinde duruyor, fakat bu kalıplar içinde bütün sınıflar günden güne kaynaşıyordu.

Alışkanlık ve geleneklerine uyarak İngilizler belki hâlâ bir işçiyi «aşağı», bir okul veya mağaza müdürünü «orta», bir ünvanlı kişiyi de «yukarı» diye sınıflandırıyorlardı. Fakat artık bu sınıflardan üçü de tek bir ailede, tek bir çatının altında birleşip, tek bir sofrada yemek yiyebilirdi.

İngiliz sosyalizmi herkesi proleter yapmağa kalkışmamış, bize kömür madenini gezdiren memurun söylediği gibi, «yer altındaki işçi» ile «yer yüzündeki kapitalist»i aynı adamda birleştirmişti. 

Dosyalar

1956.10.16_ing.jpg
1956.10.16_ing_B1.jpg
1956.10.16_ing_A.jpg
1956.10.16_ing_B2.jpg
1956.10.16_ing_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“"Yer Altında İşçi, Yeryüzünde Kapitalist",” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 25 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/685 ulaşıldı.