Nuri İyem'in Sergisi

Başlık: 
Nuri İyem'in Sergisi 
Kaynak: 
Ulus, "Sanat Köşesi" 
Tarih: 
1953-01-29 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
SANAT KÖŞESİ

RESİM:

Nuri İyem'in sergisi

10 yaşındaki ressam Hasan Kaptan’ın, 225 Mithatpaşa Caddesinde bulunan Helikon Galerisindeki resim sergisi büyük bir ilgi toplamıştır. Sergi 1 şubat pazar akşamına kadar açıktır. Yukardaki resim, Amerikan Büyükelçisi G. McGhee’yi, Hasan Kaptan’ın sergisini ziyaretinde ressamla birlikte gösteriyor.

Ankara Nuri İyem’i, Devlet Resim ve Heykel Sergilerinde görülen bir kaç resmi ile tanırdı. Bu resimlerin Nuri İyem’i her yönüyle tanıtmaktan uzak olduğu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin küçük galerisinde açılan yeni sergisinden anlaşılıyor.

Nuri İyem, geniş yüzeylerle çalışıyor. Ona rağmen kendisine, bir yüzey ressamı denemez. Perspektif kullanmaksızın derinlik verebilen bir ressam... Bunu, renkleri dizişteki, yüzeyleri bölüşteki ustalığı ile başarıyor.

Yenilik uğrunda vakitsiz atılmalardan kaçınan bir sanatçı olduğu, istek ve imkânlarını iyice tartarak çalıştığı görülüyor.

Nuri İyem, resim sanatına bir yenilik getirmiş olmıyabilir. Ama, başkalarınca da denenmekte olan tarzlarda çalışırken bile, kendi kişiliğini kuvvetle duyuruyor.

Aynı tarzlarda çalışan bir çok ressamın tabloları bir araya getirilse, aralarından, Nuri İyem'inkilerin kolayca seçilebileceğine inanıyorum.

Nuri İyem’in, resimlerinde sezilen kişiliği, onun gerçek sanatçı olduğuna en büyük tanıttır.

Bu resimlerin atmosferinde, gelişi güzel bir yaşama sevgisi, yahut gelişi güzel bir hüzün ve objektif bir gözlemcilik değil, bütün acı yönleriyle, gerçek bir sanatçı ruhu duyuluyor.

Resimlerine, herşeyden önce, bir yalnızlık duygusu hakim. Portrelerin iyice açığa vurduğu bu yalnızlık, peyzajlarda ıssızlık şeklinde beliriyor.

Renklerin dizilişi ve tonları, şekillerin biribirinden ayrılığı ve uzaklığı, çizgilerdeki alabildiğine sadelik ve durgunluk, resimlerdeki ıssızlığı ve derin sessizliği ortaya çıkaran unsurlardır. Nuri İyem’in sürrealizmle hiç bir ilişiği yok ama, onun resimleri karşısında insan, ister istemez, sürrealist tabloların verdiği, o düşlerdekine benzer ıssızlıktan, sessizlikten duyuyor.

Bütün resimlerindeki bu insanî duyguya iyice varabilmek için, Nuri İyem’in önce insan resimlerine, ondan sonra peyzaj ve natürmort'larına bakmak gerekir.

Portreler ve insan vücutları, Nuri İyem’in yalnızlık duygusunu bize açan birer anahtar oluyor.

Nuri İyem’in çıplaklarında, soyunmuş olan vücut değil, ruhtur. Bu resimlerde insanlar, soyunmakla sanki bağlarından sıyrılmış, kalabalıktan uzaklaşmış ve yalnız kalmış oluyorlar. Onlarla beraber çevrelerindeki eşyaya da bir ıssızlık çöküyor.

Jean Cassou, Picasso için yazdığı bir yazıda, yalnızlığı, yaratıcılığın baş etkeni, baş sebebi olarak gösterir. İnsan, yalnızlık, çevresinde bir boşluk duymalıdır ki yaratmak zorunda kalsın! Bu düşünceye inanınca, gerçek yaratıcıların, yaratmayı içinde önlenmez bir ihtiyaç olarak duyanların, ancak yalnızlar olduğuna inanmak gerekir.

İşte, resimlerinden sezebildiğimiz kadar, Nuri iyem de o yaldnızlardandır.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1953.01.29.RE_1_B.jpg
1953.01.29.RE_1_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Nuri İyem'in Sergisi,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 11 Aralık 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/368 ulaşıldı.