Hamaset Sergisi

Başlık: 
Hamaset Sergisi 
Kaynak: 
Ulus 
Tarih: 
1952-12-12 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
RESİM :

HAMASET SERGİSİ

Milli Savunma Bakanlığı Temsil Bürosunun önce İstanbul'da açtığı "Hamaset Resim Sergisi" şimdi de Ankara'da, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinde açılmıştır.

Ordu ile halk arasındaki bağı askerlik hizmeti dışında da devam ettirmek bakımından Temsil Bürosu büyük bir boşluğu doldurmaktadır. "Hamaset” sergisi, bu boşluğu doldururken kültürel vasıtalardan da faydalanmak yolunda atılmış sevinilecek bir adımdır.

Temsil Bürosunun, sergiye katılacak ressamlara konu olarak "hamaset"i, kahramanlığı vermesi, sanat bakımından, belki de başlangıçta gözetilmemiş bazı faydalar sağlamıştır.

Ötedenberi ressamlarımız, portre, peyzaj, natürmont üstünde çalışıyor, büyük kompozisyonlara hiç rağbet göstermiyorlardı. Batının resim gelenekleri içinden yetişmedikleri için, diğer Batı memleketlerindeki ressamlar gibi doğal bir kompozisyon duyguları da yoktu.

O yüzden, portre, peyzaj ve natürmortları da çoğu zaman zayıf, kompozisyon bakımından sakat kalıyordu.

Resmin hattâ soyut (mücerret) resmin ruhu diyebileceğimiz insan unsuru ise, tablolara, daha çok hareketsiz portreler şeklinde giriyordu.

Diğer taraftan, portre, peyzaj, natürmort üstünde çalışırken kendilerini modellerin sağladığı kolaylığa bırakan ressamlarımızın muhayyilesi de gelişemiyordu.

"İmpressionisme" den sonraki hiçbir resim cereyanının memleketimizde başarılı, köklü bir şekilde yaşayamaması belki bunlardan ileri gelmiştir.

Resim sanatımızı cılız bırakan bu dertlerin en iyi ilâcını, bilerek yahut bilmiyerek. Temsil Bürosu sağlamış olmaktadır. İlâcın ne kadar şifalı olduğu, etkisini ne kadar çabuk gösterdiği, "Hamaset" sergisinden anlaşılıyor.

Sergi, dörtbaşı mamur bir sergi değil. Panolarda, bir lise sergisine bile almamıyacak kadar kötü bazı resimlere rastlandığını söylemek gerekir.

Ama bunların yanında, birkaç yıldır Devlet sergilerinde göremediğimiz kadar başarılı ve iddialı eserler de var.

M.S.B. Temsil Bürosu, Devlet sergilerinin gösteremediği bir geniş görüşlülükle, sergi kapılarını her yolda çalışan ressamlara açmış.

*

Lhote, Leger, La Fresnaye, Gromaire gibi ressamların etkileri ötedenberi ressamlarımız arasında zaman zaman kendini gösteriyordu. Fakat bu etkileri, "Hamaset" sergisindeki gibi cesurca kompozisyon denemeleriyle bir arada görmek az nasip oluyordu.

Cafer Sadık Yazdıran’ın "Bozkürtlar" tablosu, sanırım, şimdiye kadar bizde yapılmış en başarılı kompozisyonlardan. Ressam, sanki Paola Ucello'nun "San Romano Bozgunu" tablosunu günümüzün sanat anlayışına göre yorumlamış. Kapıdan girince hemen karşıya gelen ve yerde — evet yerde — duran bu tabloda (ne adı ne sayısı olduğu için yerini anlatmak zorunda kaldım) beyazlar ve griler cesaretle kullanılmış. Hatların düzlüğüne ve duruluğuna, şekillerin ağırlığına rağmen, insanlarda ve atlarda — belki ressamın "pointillist" fırça tekniğinin sağladığı — yalımlı bir dinamizm var.

Sergideki en sağlam yapılı ve orijinal eserlerden biri de Melâhat Ekinci'nin tablosu. Soyut resim anlayışı ile yapılmış bir tabloda bu kadar insanca ifade ve hareket bulunması az rastlanan bir şeydir.

Şemseddin Arel, Maide Arel, İhsan Şurdum, Şadan Bezeyiş’in eserleri de serginin en araştırmacı resimleri arasında. Şemseddin Arel’le Maide Arel’in, Fransa’ya gittikten sonra benimsedikleri tarzda çok ilerledikleri görülüyor.

Nihat Akyuvak’ın "Kore Savaşları"nda Brueghel tablolarının kuruluşu ve esprisi; Celâl Uzman'ın "Kore'de İleri Karakol" tablosunda Rouault'nun derinliği ve hüznü var.

Bu saydıklarımızın yanında akademik kalan diğer bazı ressamlarımızın da başarılı resimleri göze çarpıyor. O arada Şeref Akdik’in büyük tablosu, bilhassa ön plânı ile, dikkati çekmektedir.

Yalnız, akademik tarzda çalışan ressamlardan birçoğunda kompozisyonla icra arasında öyle büyük seviye farkı var ki insan ister istemez kompozisyonun başka yerlerden alınmış olabileceğini düşünüyor?

*

Serginin bir hizmeti de Hayri Çizel’i sanatını bütün yönleriyle tanıtmasıdır. Hareket halindeki kalabalıklardan bu kadar ustaca kompozisyonlar çıkarabilen ressamımız azdır. Merhum Hayri Çizel, bilhassa duygulu bir illüstrasyoncu olarak, kısa resim tarihimizin en değerli ressamlarından biri sayılabilir. Balkan Harbini, Kafkasya cephesindeki harekâtı ve Kurtuluş Savaşını gösteren kara kalem ve suluboya eserleri tarihî bakımdan da canlı birer vesikadır.

*

Ressamlarımıza büyük kompozisyonlar üstünde çalışma fırsatını verdiği, son yıllarda Devlet sergilerinin kapılarını kendilerine kapalı bulan modern eserleri anlayışla karşıladığı, ve genç nesle Hayri Çizel'i tanıttığı için, sanat severlerimiz adına M.S.B. Temsil Bürosuna teşekkür etmek bir borçtur.

Yalnız bu arada, düzeltilmesine henüz vakit olduğu düşüncesiyle, serginin tertibine dokunmaktan kendimi alamıyorum. Memleketimizde iyi tertiplenmiş resim sergileri görmeye pek alısık değiliz ama, bu kadarını da görmemiştik. Resimlerden bazısı yerlerde sürünüyor. Panolar, hem en uygunsuz renk olan koyu mavi kâğıtlarla kaplanmış hem de eğri büğrü duruyor. Bazı resimler bu panolardan taştığı için, arkalarından akşam güneşi vurunca renkler ve ışıklar anlaşılmaz hale geliyor. Hele resimlerin asılışında hiçbir sıra, düzen, yakıştırma gözetilmemiş. Bu kusurların düzeltilmesi, her halde serginin daha büyük zevkle gezilmesini, eserlerin de değerlerini daha çok ortaya çıkarabilmelerini sağlıyacaktır.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1952.12.12.RE_B.jpg
1952.12.12.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Hamaset Sergisi,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 11 Aralık 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/363 ulaşıldı.