Bağlayıcı Bir Unsur Olarak Halk Dansları

Başlık: 
Bağlayıcı Bir Unsur Olarak Halk Dansları 
Kaynak: 
Halkçı, s. 3 
Tarih: 
1955-05-05 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
Halkçı

5-5-55

GÜNÜN IŞIĞINDA :

Bağlayıcı bir unsur olarak halk dansları

Bülend ECEVİT

Yaşayış, davranış, duyuş ve düşünüş bakımından insicamsız bir topluluğuz. Şehirli kültürlü ile halk kültürü arasında Osmanlı devri boyunca zaten devam edip artan ayrılığa, Cumhuriyet Devri başladıktan sonra şehir kültüründe de kendini gösteren ayrılıklar eklendi.

Toplumun erginliğinden, fertlerin olgunluğundan değil, sadece toplumumuzdaki insicamsızlıktan, düzensizlikten ileri gelen bencil, anti - sosyal bir ferdiyetçilik, Türkiye’yi, mânevi hayatına düzen verecek müesseselerin kurulamadığı bir memleket haline getirdi.

Batı kültürünü kafasına sindirme imkânını bulmuş mahdut bir seçkinler zümresi almış başını gitmektedir. Fakat bu seçkinlerin de gittikleri yön belli değildir. Çünkü onlar da aralarında insicamsız bir zümre teşkil etmektedirler. Batı’nın değişik kaynaklarından aldıkları kültür ve görgü, belirli bir toplum yapısının potasında eriyememektedir. Böyle bir pota yoktur.

O yüzden bu seçkinler zümresinin de Türkiye’ye bir hayrı dokunamıyor. Bu zümrenin mensupları ister istemez kendilerini köksüz, yerini bulamamış insanların hoşnutsuzluğu ve huzursuzluğu içine bırakıyorlar.

Bu kargaşalığın, bu düzensizliğin suçu kimseye yüklenemez. Türkiye’de, zaten bütün topluma yaygın olmayan, fakat hiç değilse bazı zümreleri tesir sahası içine alan birtakım müesseseler, ya ömürlerini doldurdukları ya da zararlı hale geldikleri için yıkılmış, fakat onların yerine yenileri kurulamamıştır.

Memleketimizde hayat tarzımızı bir düzene bağlıyacak yeni müesseseler kurabilmek için, her şeyden önce, bu müesseselerin hangi temeller üzerine kurulabileceğini kestirmek zorundayız. Bunu da ancak kendimizi tanımaya çalışmakla yapabiliriz.

Nüfusunun beşte dörde yakını köylü olan bir memlekette kendimizi tanımak için sarfedeceğimiz gayretse, beşte dört nisbetinde köylüyü tanıma gayesine yönelmelidir. Tanımadığımız bir varlığı ne değiştirebilir, ne yükseltebilir, ne de belirli bir hayat düzeni içine yerleştirebiliriz.

Köylüyü tanımak için en kestirme bir yol da folklorumuzla ilgilenmek olsa gerektir. Bize halkımızın büyük çoğunluğunun davranış, duyuş ve düşünüş tarzına nüfuz etme imkânını folklor verebilir.

21 Nisan günü bu sütunda çıkan «Biz Neyiz?» başlıklı yazımızda, kendimizi tanıma yolunda çalışacak kurumlara olan ihtiyacımızdan söz etmiştik.

Şimdi, Yapı ve Kredi Bankasının bu yolda bir adım atarak, Türk halk danslarını incelemek ve yaşatıp geliştirmek maksadıyla bir müessese kurduğunu öğrendik. Bu teşebbüsüyle Yapı ve Kredi Bankası, memleket kültürü için benzeri müesseselere örnek olabilecek hizmetlerine bir yenisini eklemiştir.

Halk dansının sahne dansından başlıca ayrılığı, birincisinin iştirak edilen, ikincisinin seyredilen dans olmasıdır. Onun için, halk danslarının yaşatılması ve şehirlerimizde yayılması, hem bu insicamsız toplumda bağlayıcı bir rol oynayacak, hem de şehirliye köylüyü, dışarıdan seyirci olarak değil, bir ritim ve duygu beraberliği içinde tanıma fırsatını verecektir.

Kimbilir belki bağsız ve yerini bulamamış bir durumda kalan ve memlekete faydası dokunamaz hale gelen seçkinler için de bu danslar Türk toplumunun toprağına bir dönüş kapısı açmış olacaktır. 

Dosyalar

1955.05.05.RE_B.jpg
1955.05.05.RE_B.txt

Koleksiyon

Etiketler

Alıntı

“Bağlayıcı Bir Unsur Olarak Halk Dansları,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 23 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/1401 ulaşıldı.