Haklarına seyirci kalan kadınlar

Başlık: 
Haklarına seyirci kalan kadınlar 
Kaynak: 
Halkçı, "Günün Işığında", s. 3 
Tarih: 
1955-05-01 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA :

Haklarına seyirci kalan kadınlar

Bülend ECEVİT

Amerika’daki Orta Doğu Dostları Derneği’nin Genel Sekreteri Bayan Edith Sampson, Türk kadınlarının durumunu gördükten sonra,

«Biz kadınlar dünyanın her tarafında bize de eşit haklar verilmesi için mücadele ederken» demiş, «bu haklara birçok memleketlerden önce sahip olan Türk kadınlarından bazılarının, kendilerine tanınmış bu haklara hâlâ kara örtünün altından seyirci kalmalarına akıl erdiremedim.»

Amerikalı ziyaretçi memleketimizde uzunca kalsaydı akıl erdiremiyeceği daha pek çok manzara ile karşılaşırdı.

Türkiye bugün bir tezatlar memleketidir. Zevkleri, dünya görüşleri, yaşama tarzları, giyim kuşamlarile biribirinden, iki ayrı çağın insanları kadar ayrılan insanlar bir toprak üzerinde yaşamaktadırlar.

Bu ayrılıklar ortadan kalkmadıkça ne Türk halkı için bir ülkü birliği olabilir ne de Türk toplumunda belirli bir ahlâk düzeni kurulabilir.

Şimdi memleketimizin içinde bulunduğu ahlâk buhranından Batılılaşma hareketimizi sorumlu tutanlar vardır. Halbuki biz bu buhranın sebeplerini toplum hayatımızdaki tezatlarda aramalıyız. Ahlâk bir sosyal davranış meselesidir. Fertlerinin davranışı için belirli ölçüler kuramayan bir toplumda belirli bir ahlâk düzeni de olamaz.

Bugünkü toplum hayatımızda davranışlar arasındaki ayrılığın bir tezahürü de Türk kadınlarının giyim kuşamları arasındaki tezattır. Bu tezadı sırf görünüşe münhasır sayamayız. Türk kadınlarının dünya görüşü, yaşama tarzı, ahlâk anlayışı da kıyafetleri kadar biribirinden ayrıdır.

Biribirinden bu kadar ayrı dünyaların kadınları ise tek bir memlekete hizmet edemez, tek bir ülkü uğrunda çocuk yetiştiremezler.

Amerikalı ziyaretçi, Türk kadınlarından bir kısmının kendilerine tanınan hakları kullanmayışlarına şaşıyor. Fakat bizim için şaşmak, akıl erdirememek yetmez buna. Türk kadınının kendine tanınan hakları kullanıp kullanamaması kendi bileceği bir iş sayılamaz. Onun bu hakları kullanması, memleketine karşı bir vazifedir. Kadınlardan bir kısmı bu hakları kullanmadıkça toplum hayatımızdaki ikilik, uzlaşmazlık daha uzun zaman devam edecektir. Çünkü, çarşaf altındaki kadınların yetiştirdiği nesiller de ruhlarında ve kafalarında o çarşafların kara damgasını taşıyacaklardır.

Batı memleketlerinde olduğu gibi bizde de bazı kadın dernekleri, kadınlar erkeklere nazaran mağdur durumdaymış gibi bir tavır takınırlar. Halbuki Türkiye’de böyle bir tavır takınmanın mânası yoktur. Amerikalı ziyaretçinin de kısa zamanda farkettiği gibi, Türk kadını, erkeklerle eşit haklara belki bütün başka milletlerin kadınlarından önce ulaşmıştır. Meselâ bugün hâlâ İngiltere ile Amerika’da kadınlar aynı iş için erkeklerden az ücret alırlar.

Türk kadını, haklarını erkeklere karşı değil, kadınlara karşı korumak durumundadır. Bu hakları ihlâl edenler erkeklerden önce kadınlardır. Onun için, aydın Türk kadınına düşen, Batı’da olduğu gibi, kadın hakları uğrunda erkeklerle değil, kendi hemcinslerile mücadele etmektir. Çarşaf ve peçeye karşı kampanya açmak, devrimleri benimsemiş Türk kadınının vazifesidir.

Kadın milletvekillerini B. M. M. ne bu konuda bir kanun teklifi getireceklerini okumuş ve ümitlenmiştik. Fakat aradan epeyi zaman geçtiği halde henüz ilk adımın atıldığını duymadık.

Böyle bir kanunun Meclis’ten geçmesini sağlamakla, D. P. li kadın milletvekilleri, partilerinin bugüne kadar Atatürk Devrimlerine karşı işlemiş olduğu birçok günahları affettirmiş olacaklardır. 

Dosyalar

1955.05.01.RE_B.jpg
1955.05.01.RE_B.txt

Koleksiyon

Etiketler

Alıntı

“Haklarına seyirci kalan kadınlar,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 23 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/1399 ulaşıldı.