Basının Kendi Kendini Kontrolü

Başlık: 
Basının Kendi Kendini Kontrolü 
Kaynak: 
Ulus, "Günaydın" ss. 1, 5 
Tarih: 
1960-07-11 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
GÜNAYDIN

BÜLENT ECEVİT

Basının kendi kendini kontrolü

Hür basının, hürriyetini iyiye kullanmasını güçleştiren başlıca iki etken vardır: Biri, geniş halk kütlelerinin sansasyonel haber meraki; öbürü de, bazı zümre veya şahısların, gazeteciliği, gazeteciliğin amaçları dışında maksat ve menfaatlere âlet etmek istemeleri.

Bu görüş benimsenirse, hür basının hürriyetini kötüye kullanma eğilimi, gazeteciliğin ve basın hürriyetinin tabiatından değil, dış etki ve tazyiklerden geliyor demektir.

Buna göre, basın hürriyetinin kötüye kullanılmasını önlemek için, basın, dışardan gelen ve ona yolunu şaşırtan etkilere karşı korunabilmelidir.

Gazete her gün sabahtan akşama kadar sokaklarda haykırılan, alınan, okunan bir nesnedir. Bu yüzden gazete, biraz, bütün gününü sokakta geçiren çocuklara benzer. Halkının kötü huyları olan bir mahallede, sabahdan akşama kadar sokakta dolaşan bir çocuğun iyi huylu kalabilmesi güçtür.

Ama gazetenin, sokaktaki çocuktan bir esaslı ayrılığı da vardır: Haykırıldığı, alındığı, okunduğu sokağın insanlarını, daha iyi, daha yapıcı birer yurttaş olarak yetiştirmek, ders ve öğüt vermeksizin eğitmek, onları, sokaklarının ötesindeki geniş âlemden günü gününe haberdar etmek, o âlem içinde yerlerini kestirebilir, yönlerini çizebilir, o âlemin bir parçası olan çevrelerini daha iyi anlıyabilir, ve çevrelerinde olup bitenleri mümkün olduğu kadar evrensel ölçülere göre değerlendirebilir duruma getirmek, gazetenin başlıca ödevi, hattâ varlığının sebebidir.

Gazete, toplumun çok üstüne çıkamaz. Çıkarsa - gene yukardaki benzetişe göre -, mahallenin, burnu havada, kendini herkesten üstün gören, ukalâ çocuğu gibi, arkadaşsız, yabancı kalır; öyle kalınca da okunmaz; okunmayınca çevresi üzerinde bir etkisi olamaz; topluma karşı ödevlerini yerine getiremez.

Dışardan gelen tehlikeli etkilere karşı korunabilmek için basın ne yapmalıdır?

Bu etkilerden birincisini, yani halkın sansasyonel haber merakını alalım! Aslında kötülük, sansasyonel haber merakında değildir. Bu merak, aşağı yukarı her normal insanda vardır. Tehlike, gazetelerin, bu merakı tatmin için yarışma zorunda kalmalarından doğar. Başka gazeteler tarafından atlatılmama veya kendisi onları atlatabilme çabası ile, bir gazete, ilgi çekeceğini, heyecan uyandıracağını umduğu bir haberi, yeteri kadar soruşturma yapmadan yayınlayabilir; bir başkası, üstüne biraz da söylenti katabilir: daha bir başkası mübalağa ve hayale kaçabilir. Bu yarışı önlemenin güçlüğü, bir bakıma, silâhlanma yarışını önlemedeki güçlük gibidir: Rakipler, aşırı silâhlanmanın tehlikelerini blirler, ama her birinin silâhsızlanmayı bir anda ve bir oranda uygulayacağına güvenemezler.

Gazeteler arasında da sansasyonel haber merakını tatmin kaygısıyla girişilen yarışı meşru bir ölçü içinde tutmanın güçlüğü, birbirine güvensizlikten, daha doğrusu, aralarında bir kontrol sistemi bulunmamasından doğar.

Şimdi, başka bazı demokratik ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de, basın, böyle bir kontrol sistemi kurmak üzere teşebbüse geçmiştir. Bir yasa ile, yarışın kuralları ve sınırı belirtilecektir. İçlerinden biri bu kuralları bozar, bu sınırı aşarsa, öbür gazeteler onu «mahkûm» edebilecektir.

Fakat hükmün infazı okuyucuya bırakılacaktır. Basının kendi içinde «mahkûm» ve okuyucuya teşhir ettiği bir gazeteyi, tutumundan ayrılmadığı hâlde, okuyucu okumağa devam ederse, artık hiç kimse o gazetenin tutumu yüzünden Türk gazeteciliğini suçlandıramıyacaktır; ve okuyucu, örneğin yalan yazdığı defalarca hükme bağlandığı hâlde tutumunu değiştirmeyen o gazeteyi, yalan yazdığını bile bile okuyor olacak; böylelikle, hiç değilse, yalanı doğru sanmak tehlikesinden kurtulacağı için, yalanın zararlı etkileri ortadan kalkacaktır.

Genel olarak Türk halkının, hele başka birçok memleket halkına kıyasla, ağır başlı oluşu, böyle bir kendi kendini kontrol sisteminden, kısa zamanda, çok iyi sonuçlar alınmasını kolaylaştırabilir.

Gazeteciliği, gazeteciliğin amaçları dışında maksatlara âlet edenlere karşı tedbir almaksa daha güçtür. Bunun için, her şeyden önce, resmî ilân gibi vasıtalarla gazetelerin devlet tarafından desteklenmesi usulüne son verilmesi gerekebilir. Yaşaması için okuyucunun desteği yetmeyen bir gazeteyi, devletin, okuyucuya rağmen yaşatmasında hiç bir fayda düşünülemez. Bu destek ortadan kalkarsa ciddî ve dürüst gazetelerin yaşıyamayacağı iddiası temelsizdir. Hem ciddî ve dürüst olup hem okuyucuyu tatmin etmek, hele Türkiye'de, pekala mümkündür. Gerçi, bildiğimiz kadar Japonya'dan başka hiç bir ülkede, o arada Türkiye'de en ciddî ve en dürüst gazetelerin en çok okunan gazeteler olduğu söylenemez; ama, Türkiye'de, gazetecilik sanatında ve tekniğinde az çok başarılı ciddi ve dürüst gazetelerin, yaşayacak hatta kar bırakacak kadar okundukları da bir gerçektir.

Devlet desteğinin ortadan kalkması, gazetecilikle ilişiği olmadığı, gazeteciliğin amaçlarını benimsemediği, sanatında veya tekniğinde başarı gösteremediği hâlde, bazı kimselerin sırf ticarî veya şahsi maksatlar uğruna sözde gazeteci olmalarını ve Türk gazeteciliğinin seviyesini gerçekte olduğundan çok daha düşük gibi göstermelerini geniş ölçüde önlemiş olacaktır.

Ayrıca, kuracağı kendi kendini kontrol sistemiyle, basın da gazeteciliğin amaçları dışında maksat ve menfaatlere gazeteciliği âlet etmek isteyenlere karşı, okuyucuyu uyarma imkânını bulacaktır.

Türk basınının gerçek gazeteci olan üyeleri, gazeteciliğin ödevlerini, sorumluluğunu, amacını benimseyen Türk gazetecileri, geçirdikleri karanlık, acılı yıllardan sonra, şimdi kavuştukları hürriyetin değerini çok iyi bilmektedirler. Hem özel menfaatlerden gelen sızmalara, hem de halkın sansayonel haber merakından gelen tazyike karşı basının kendi kendine alacağı korunma tedbirleri, bu hürriyetin kötüye kötüye kullanılmasını, topluma zararlı olmasını, en insaflı kanunlardan daha iyi önleyebilecektir. 

Dosyalar

1960.07.11.RE_B1.jpg
1960.07.11.RE_B2.jpg
1960.07.11.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Basının Kendi Kendini Kontrolü,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 25 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/1202 ulaşıldı.