Siyasal Gelişmemizdeki Çıkmaz X: Derdin Kaynağı

Başlık: 
Siyasal Gelişmemizdeki Çıkmaz X: Derdin Kaynağı 
Kaynak: 
Ulus, "Uzaktan" s. 3 
Tarih: 
1957-08-08 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/36 
Metin: 
UZAKTAN

Siyasal gelişmemizdeki çıkmaz: X

DERDİN KAYNAĞI

Bundan önceki yazımızda belirtmeğe çalıştığımız gibi, Demokrat Partinin, 1950 de iktidara gelmesine imkân veren demokratik gelişmeyi, iktidara geçtikten sonra durdurmağa kalkışması, 1950 seçimleriyle başarıya ulaştığı sanılan, Cumhuriyet çağının bu üçüncü demokrasi denemesini gitgide çıkmaza sürüklemesi ve nihayet bugünkü acıklı duruma düşürmesi, hiçbir yönden mazur görülemez.

Demokratik usullere bağlılığın, ne iç ve dış güvenliğimiz bakımından, ne Cumhuriyet devrimleri bakımımdan, ne de yürütme (icra) ödevini yerine getirmek bakımından, Demokrat Parti iktidarı için herhangi bir tehlike veya sakınca ortaya çıkardığı iddia edilemese gerektir.

7 yıl içinde iç ve dış güvenliğimiz bakımından tehlikeli sayılabilecek tek gayrimeşru hareket 6-7 Eylül hâdisesi olmuştur. Fakat bu hâdisede muhalefetin ve halkın en küçük bir suçu bulunsa idi, Sıkı Yönetim altlında aylarca süren —ne sonuca vardığı ise bütün dünyanın meçhulü kalan— kovuşturma ve mahkemelerle durum herhalde aydınlatılırdı.

Devrimler bakımından tehlikeli sayılabilecek ne kadar gelişme olmuşsa, bunların da sorumluları muhalefet, halk, hattâ mutaassıp zümreler değil doğrudan doğruya Demokrat Partidir.

Zaman zaman D. P. iktidarı yürütme ödevini kendi dilediği gibi ve rahatça yapmasına imkân verilmediğinden şikâyetçi olmuşsa da, bu şikâyetler de, demokratik ölçülere vurulduğunda, aslâ ciddiye alınamaz. 1950 Mayısından bugüne kadar iktidarın, kanunsuz da olsa, hiçbir işine, bilfiil engel olma teşebbüsünde bulunulmuş değildir. Birkaç saat içinde evleri yıkılıp kış soğuğunda sokakta bırakılan, veya hâlâ taksitlerini ödemekte oldukları arsaları yok pahasına ellerinden alınan vatandaşlar bile, en tabii haklarının çiğnenmesini kanunsuz yollardan önlemeğe çalışmamışlardır. Dilediği icraatı yapmakta kendini bu derece hür bulan bir idarenin, devamlı tenkidlerle huzur ve rahatı kaçırıldığı için şikâyet etmesi, Türk halkının henüz demokrasiye hazır olmadığını ileri sürmesi, büyük haksızlıktır. Gerçek bir demokratik düzende idare, elbette bir mutlak idare kadar rahat ve kayıtsız işliyemiyecek, elbette adım başlında denetlenip tenkid edilecek, elbette birbiriyle çalışan menfaatleri ulaştırmağa zorlanacaktır.

Bir iktidarın, her isteğini, hiçbir itirz, tenkid ve muhalefetle karşılaşmaksızın yapma imkânını bulması veya böyle bir imkânı kendi kendine yaratmağa çalışmaşıdır.

Kaldı ki 7 yıldır Türkiye'de muhalefetin, basının ve genel olarak halkın tenkid ve denetleme ödevini —en az idarenin yürütme ödevi kadar gerekli olan bu ödevi— yaparken gösterdiği, olgunluk ve sorumluluk, D.P. iktidarının, üyesi bulunduğumuz milletler topluluğu içinde de derin hayal kırıklığı doğuran tutumuna rağmen, itibarımızın korunabilmesinde başlıca etken olmuştur.

Fakat, gene bundan önceki yazımızda öne sürdüğümüz gibi, önemli olan, üzerinde durulması gerekli olan mesele, D.P. iktidarının, bu derece şartlara rağmen, demokrasi yolundan niçin ayrıldığı değil, nasıl ayrılabildiğidir!

Bu sorunun cevaplarını ararken, Osmanl çağında reform hareketlerinin başladığı devreye dönmemiz gereklidir.

Bu serinin ilk yazılarında, o reform hareketlerinin, siyasal düzende Osmanlı devleti kurulduğundan beri devam eden ve idareyi müessir bir şekilde sınırlıyarak mutlakiyete kaymaktan alıkoyan dengeyi bozmakla beraber, yerine, başka bir zemin üzerinde yeni bir denge kuramadığını, o zamana kadar idareyi sınırlıyan bazı kurum ve etkenler, sürelerini doldurdukları, toplumun değişen dünya şartlarına ayak uydurmasını önleyici hale geledikleri için ortada nkaldırılınca, onlardan açılan boşlukların doldurulamadığını; o yüzden de Abdülaziz, Abdülhamit gibi zayıf sultanların, Fatih Mehmet, Kanunî Süleyman gibi büyük ve kuvvetli sultanlardan daha mutlak birer hükümdar olma fırsatını bulduklarını; daha sonra yeni kurulan ordunun yardımıyla idareyi ele geçirip sultanı ikinci plâna düşüren asker politikacılar zümresinin de, aynı mutlakiyeti kollektif olarak devam ettirmekte hiçbir güçlükle, hiçbir engelle karşılaşmadıklarını, tersine, orduya dayandıkları için, halk üzerinde baskı imkânlarını büsbütün arttırabildiklerini; neticede, Batıdaki demokratik düşüncelerden mülhem olarak başlıyan bir siyasal gelişmenin, Türkiye'de çıkmaza saplandığını, Türkiye'yi demokratik bir idareye kavuşturacağı umulurken, tarihimiz boyunca görülmemiş bir mutlakiyete yol açtığını belirtmiştik.

Osmanlı çağında, 19 uncu yüzyılda 20 inci yüzyıl başlarında yapılan reformların, siyasal düzenimizde meydana getirdiği boşluklardan bir kısmı, bundan sonraki yazımızda göstermeğe çalışacağımız gibi, hâlâ doldurulamamış, o zaman bozulan dengenin yerine yenisi hâlâ kurulamamıştır.

Siyasal düzenimizde yeni bir denge kurulması, 19 uncu yüzyıl başlarından itibaren açılan boşlukların doldurulması, ve bunların başarılıncaya kadar idarenin kendi kendini sınırlaması yolunda C.H.P. iktidarınca gösterilen iyiniyetten de, D.P. iktidarında iz kalmamıştır.

Bu durumda, Demokrat Parti liderlerinin demokratik idare tarzından gitgide uzaklaşma fırsatını bulmuş, siyasal gelişmemizi, gene, birçoklarına yaran yüzyıl önceleri hatırlatan bir çıkmaza sürükleyebilmiş olmalarına şaşırmamak gereklidir.

Cambridge, MASS.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1957.08.08.jpg
1957.08.08_B.jpg
1957.08.08_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Siyasal Gelişmemizdeki Çıkmaz X: Derdin Kaynağı,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 3 Aralık 2022, https://ecevityazilari.org/items/show/865 ulaşıldı.