Türkiye'nin Sorumluluğu

Başlık: 
Türkiye'nin Sorumluluğu 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" s. 3 
Tarih: 
1956-11-16 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/33 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

Türkiye'nin sorumluluğu

Bütün sınırlarımızı müstahkem mevkiler hâline getirebilir, ordumuzu en yeni silâhlarla donatabiliriz. Askerî paktlarla dış güvenliğimizi, olağanüstü tedbirlerle iç güvenliğimizi sağlamlaştırabiliriz. Fakat bunlardan hiç biri, bağımızlığımız için yeter teminat sayılamaz.

Dünya iki büyük cepheye ayrılmıştır. Yeni bir Dünya Harbi çıkarsa Türkiye'nin kaderi, üyesi bulunduğu cephenenin kaderine bağlı olacaktır. Bağımsızlığımızın asıl teminatı bu cephenin kuvetlenmesidir.

O yüzden, üyesi bulunduğumuz cephenin kuvveti bizi, en az kendi savunma gücümüz kadar ilgilendirir. Gene o yüzden, üyesi bulunduğumuz cepheyi kuvvetlendirmek için alacağımız tedbirler, en az, kendi savunmamız için alacağımız tedbirler kadar önemlidir.

Bizim büyük harb endüstrimiz yoktur. İktisadî gücümüz kendi kendimize bile yetmemektedir. Kendi savunmamız için bile müttefiklerimizin yardımına muhtacız.

Bu durumda, üyesi bulunduğumuz cepheyi kuvvetlendirmek için yapabileceğimiz yardım maddî bir yardım olamaz. Bize düşen, bu cepheye, Batı cephesine, manevî yardımda bulunmaktır.

Batı cephesi, dünyadaki üstünlüğünü yalnız silâh gücüyle, para gücüyle sağlıyamaz. Batı cephesi, Komünizme karşı, her türlü totaliter idareye karşı, hürriyet ve demokrasinin bayraktarlığını yapmaktadır. Bu bayrağın altında toplanan, bu ülküye bağlanan milletler çoğaldıkça, Doğu cephesi, Komünist bloku, zayıf düşecektir. Çünkü, hürriyet ve demokrasi ülküsüne bağlanan hiç bir millet, kendi isteğiyle Komünist blokuna katılamaz; Kremlin'in Rusya halkına ve peyk memleketler halkına yaşattığı hayata özenemez; en hayatî menfaatler uğrunda bile, Sovyetler Birliğinden askerî yardım kabul etmenin, «teknisyen» orduları getirtmenin risklerini göze alamaz.

O bakımdan, Batı cephesinin dünyadaki üstünlüğü, silâh ve para gücüne olduğu kadar, hattâ belki onlardan da çok, hürriyet ve demokrasi ülküsünü benimseyen milletlerin çoğalmasına, bu ülkünün bilhassa geri kalmış Asya ve Afrika memleketlerinde kök salabilmesine bağlıdır.

İşte Türkiye'nin kendi güvenliğini, kendi bağımsızlığını teminat altına almak üzere, üyesi bulunduğu Batı cephesine yapabileceği en değerli yardım bu alandadır.

Geri kalmış birçok Asya ve Afrika memleketlerindeki bağımsızlık hareketlerinin başlangıcı Türk Kurtuluş Savaşıdır. Bu memleketlerden bir çoğunda Batılılaşma hareketi, 1923'ten itibaren Türkiye'nin Batılılaşmasiyle başlamıştı. Gene bu memleketlerden bir çoğunda demokratik idare tarzına karşı ilgili, Türkiye'nin 1945'te çok partili demokratik rejime geçmesiyle uyanmıştı.

Tarihî ve coğrafî durumu, Türkiye'ye, Asya ve Afrika'da, bizim kavrar göründüğümüzden çok daha etkili bir manevî liderlik imkânı sağlamaktadır. Bu, uğraşmamıza; ardında koşmamıza ihtiyaç kalmadan bize sağlanmış bir imkândır. Bu imkânı, üyesi bulunduğumuz cephenin kuvvetlenmesi için kullanmakla, bu cepheye ve bütün insanlığa olduğu kadar, kendi güvenliğimize, kendi bağımsızlığımıza da hizmet etmiş olacağız.

Türkiye'deki gelişmelerin, geri kalmış Asya ve Afrika memleketlerindeki gelişmelere nasıl öncülük ettiği son zamanlarda bir daha anlaşıldı. Türkiye'de demokratik gelişme durur durmaz, bizi kendilerine, kimi bilerek kimi bilmeyerek örnek tutan Asya ve Afrika memleketlerinde de demekratik akımlar duruluverdi. Bir kilit noktada yükselen sesin dağ dağ bütün çevrede yankı vermesi gibi, Türkiye'deki bütün anti-demokratik gelişmeler, kanunlar ve icraat da, Mısır'dan Hind'e Endonezya'ya kadar birçok Asya ve Afrika memleketlerinde yankılar vermeğe başladı.

Bizim için Rus tehlikesi çok yakın olduğundan, bir tarihî gerçek olduğundan ötürü, Türkiye, demokrasiden ne kadar uzaklaşsa da Komünist blokuna yanaşamaz. Ama başka Asya ve Afrika memleketleri için durum öyle değildir. Onların, demokrasiden uzaklaştıkları ölçüde Komünist blokuna kaymaları kolaylaşmaktadır.

Bu gidişi durdurmak, belki müttefikimiz olan Büyük Devletlerden çok bizim elimizdedir. Asya ve Afrika'nın birçok geri kalmış memleketleri üzerindeki manevî liderliğimizi, demokrasi ülküsünün zaferi uğrunda kullanabilmemizi sağlayacak şartlar kendi toplumumuzda yeniden yaratılmakla, Batı cephesine ve kendi kendimize en büyük yardımı yapmış olacağız.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1956.11.16.jpg
1956.11.16_B.jpg
1956.11.16_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Türkiye'nin Sorumluluğu,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 3 Aralık 2022, https://ecevityazilari.org/items/show/724 ulaşıldı.