Devlet Gazeteciliği

Başlık: 
Devlet Gazeteciliği 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında", s. 3 
Tarih: 
1958-01-05 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/38 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

DEVLET GAZETECİLİĞİ

Bülent ECEVİT

HÜKÜMETİN özel ilânları devlet tekeline almağa muvaffak olacağı şimdilik şüphelidir. Memleketimizdeki rejime, bütün Türk halkının nefretle karşılıyacağı bir ad resmen konulmadıkça özel ilâncılığın devletleştirilemiyeceğini bazı iktidar mensupları da anlamış görünmektedirler.

Çünkü «özel ilâncılığı devletleştirme» sözünün kendi içindeki çelişme, ancak özel teşebbüs bütün bütün yok edilmekle ortadan kaldırılabilir.

Fakat, yalnız özel ilâncılığı değil, bütün gazeteciliği devletleştirme yolunda bir eğilim artık saklanamaz hale gelmiştir. Özel ilânları
devlet tekeline alma yolundaki şimdilik kısır kalmağa mahkûm teşebbüs, aslında, devlet gazeteciliği gayesine ulaşmak için atılan veya atılmak istenen adımlardan yalnız biridir.

Örneğin, kâğıt dağıtımı şimdi tamamiyle devlet tekelindedir. Gazete için kâğıt kadar önemli olan, mürekkep gibi, çinko gibi, matbaa malzemesi gibi maddelerin ithali de ne zamandır siyasal organların müsaadesine bağlıdır.

Bilindiği gibi Sovyet Anayasasında basın hürriyeti «garanti» altına alınmıştır. Ancak, «basın hürriyeti» nin, aslında, baştaki idareyi destekleme hürriyetinden başka bir anlam taşımadığını da, «Pravda» gazetesi, 22 Haziran 1936 tarihli başyazısında şu sözlerle açıklıyordu:

«Her kim Sosyalist rejimi yıkma maksadını benimserse, o bir halk düşmanıdır. O, bir yaprak kâğıt bile alamıyacaktır, haince tasarılarını gerçekleştirmek üzere bir matbaadan içeriye adımını atamıyacaktır.»

Sovyetler Birliğinde özel teşebbüs olmadığı için, «Pravda» o «halk düşmanları» nın özel ilân da alamayacaklarını ilâve etmeğe tabiatiyle lüzum görmüyordu.

Türkiye'de şimdi «halk düşmanı» kavramının sınırı, «Pravda» nın çizdiği sınırdan da daha dar tutulmuştur. Çünkü artık Türkiye'de, rejim düşmanı olmak değil, sadece Demokrat Parti iktidarına muhalif olmak, «halk düşmanı», veya bizde daha çok kullanılan bir deyimle «vatan haini» sayılmağa yetmektedir. O yüzden, Sovyetler Birliğinde devlet gazetelerine tanınan, idare cihazını, hattâ partiyi, bir ölçü içinde tenkid etme hakkı bile şimdi Türk basınına çok görülmektedir. Bizde şimdi, devlet, baştaki partiyi veya idare cihazını tenkid eden gazeteleri, «filânca gün yayınladığımız yazı hakikate aykırıydı.. Biz yalan yazmıştık» yollu tekzipler yayınlamağa icbar ederek, «oto -kritik»e, Sovyet liderlerinin bile düşünemedikleri kadar ileri bir tatbik şekli kazandırmıştır.

Gene Türkiye'de, iktidar partisini veya baştaki idareyi tenkid ettikleri için «vatan haini» sayılan gazeteciler, artık, «Pravda» nın Rusya'daki «halk düşmanı» gazeteciler için yazdığı gibi, «bir yaprak kâğıt» bile almakta güçlük çekmektedirler.

Sovyetler Birliğinde matbaa tesisleri temin edebilmek de siyasal organların müsaadesine bağlıdır. Türkiye'de henüz resmen böyle bir kayıt bulunmamakla beraber, matbaa tesisleri ve yedek parçaları ancak dışardan ithal edilebildiği için, bizde de matbaa tesisleri fiilen ancak siyasal organların müsaadesiyle temin olunabilmektedir. Nitekim «Ulus» gazetesi, kurucusu Kemal Atatürk'ün bıraktığı matbaa tesisleri devletçe müsadere edildiğindenberi, yeni bir matbaa kurabilmek için gerekli ithal müsaadesini alamamıştır. Buna karşılık, o zamandanberi Türkiye'ye birçok yeni rotatifler ve dizgi makineleri girebilmiştir. Bu yeni ithal edilmiş rotatif ve dizgi makineleriyle kurulan en büyük iki matbaada da Ankara ve İstanbul'daki iktidar sözcüsü gazeteler basılmaktadır.

Devlet gazeteciliği yolunda atılacak yeni adımlara dair son zamanlarda dolaşan bir söylenti de şimdi gerçekleşmeğe başlamıştır.

Bu söylentiye göre hükümet, ilâç için bile döviz bulunamadığı şu sırada, ve muhalif veya tarafsız gazeteler en hayatî ihtiyaçları için yıllardır ithal müsaadesi alamadıkları halde, 20 30 büyük matbaa getirtip bunlarla büyük illerde devlet gazeteleri çıkartmayı düşünmektedir. Bu yolda ilk adım şimdilik mütevazî bir ölçüde de olsa, Elâzığ'da atılmıştır. Bu adımın henüz, Elâzığ ilinde matbaacılığı ve gazeteciliği devlet tekeline alacak kadar ileri olmayacağını temin etmek üzere gazetelere yolladığı bir tekzip yazısında. Elâzığ

Valisi şöyle demektedir:

«Vilâyet Umumi Meclisinin kararı ile Elâzığ'da çıkarılacak Vilayet gazetesi hakkındaki haberiniz yanlıştır... Yalnız Elâzığ'da mahallî mevzu ve meseleleri tetkik eden ve dahili haberlere yer veren bir gazeteye karşı duyulan büyük ihtiyacı karşılamak üzere ve aynı
zamanda hususi idareye gelir sağlamak maksadiyle Vilâyet bir gazete çıkaracaktır.»

Böylelikle, Sovyet AGIT - PROP teşkilâtının kontrolü altındaki resmî bölge gazetelerinin Türkiye'de de kurulması çığırı açılmış olmaktadır.

Gerçi memleketimizde, gazeteciliğin gelişme devrinde ve çok partili demokratik hayata geçilmeden önce de mahallî vilâyet gazeteleri vardı ve bunların bir zamanlar yer yer gerçek bir ihtiyacı karşıladığı söylenebilirdi. Ama bugünkü teşebbüsün demokratik ölçülerle mazur görülemiyecek bir gayesi olduğundan şüphe yoktur.

Basını devlet tekeline almak hedefine yönelmiş bütün bu gelişmeler göz önünde tutulursa, memleketimizde, teşri ve kaza kuvvetleriyle beraber, «dördüncü kuvvet» denilen basını da icra kuvvetine bağlama teşebbüsünün bir hayli ilerlemiş olduğu ortaya çıkar.

Hele, basını devletleştirme yolunda girişilen son teşebbüsler, iktisadî hayata düzen vermek için alınan ve kasaplıkla bakkallığın da birer âmme hizmeti olduğu düşüncesine dayanan tedbirlerin istikametiyle bir arada düşünülecek olursa, «gizli komünistlik» le ciddî olarak mücadele vaktinin geldiğine işaret eden son hükümet programına bu noktada hak vermemek elden gelmez. 

Dosyalar

1958.01.05.jpg
1958.01.05_B.jpg
1958.01.05_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Devlet Gazeteciliği,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 16 Temmuz 2019, http://ecevityazilari.org/items/show/941 ulaşıldı.