Savcılıktan Dilek

Başlık: 
Savcılıktan Dilek 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında", s. 3 
Tarih: 
1957-12-11 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/36 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

SAVCILIKTAN DİLEK

Bülent ECEVİT

Savcılık, Gaziantep hâdiselerinden hiç bir suretle, ima yoluyla bile söz edilmemesi için gazetelere emir üstüne emir, ihtar üstüne ihtar yollamıştır. Ona rağmen, Gaziantep hâdiselerine C.H.P. nin sorumlu bulunduğu bir «ihtilâl» süsü verme yolunda, iktidarın, imalı hattâ açık iddiaları gazete sütûnlarında ve devlet radyosunda serbestçe yayınlanabilmekte idi.

Cumhuriyet Halk Partisi, kendisini ağır bir töhmet altında bulunduran bu türlü iddialara karşı kendi görüşünü, kendi bildiklerini kısaca açıklama fırsatını, ilk olarak, 4 Aralık günü, hükümet programı Büyük Millet Meclisinde tartışılırken bulabildi.

Hükümet adına, «ben hükümetim, beni dinlemeğe mecbursunuz» diye konuşan İçişleri Bakanı Namık Gedik bu konuda cevap verdi. Ayrıca D. P. Grupu adına konuşan Sebati Ataman da Gaziantep hâdiselerinden söz etti. Gerek C.H.P. Genel Başkanı İsmet İnönü ve sözleri yarıda kesilen C.H.P. milletvekili Suphi Baykam, gerek «hükümet» Namık Gedik ve D. P. Grup sözcüsü Sebati Ataman, Gaziantep hâdisesiyle ilgili Meclis konuşmalarını, Anayasanın ve İçtüzüğün milletvekillerine tanıdığı, Meclis kürsüsüne her meseleyi getirebilme yetkisine dayanarak yapmışlardı.

Gazeteler de, henüz kaldırılmamış veya kısılmamış sayılı haklarından birine dayanarak, Büyük Millet Meclisinde Gaziantep hâdiseleriyle ilgili konuşmalardan gerekli gördükleri bölümleri sütûnlarına geçirdiler

Bu arada, Cumhuriyet Halk Partisinin sözcüsü durumunda bulunan «Ulus», milletvekili Ataman'ın konuşmasını kısaca, «hükümet» Gedik'in konuşmasını ise özlü olarak verdi. «Ulus» sütûnlarında, «hükümet» Gedik'in Gaziantep hadisesiyle ilgili olarak, Cumhuriyet Halk Partililere ulu orta isnad ettiği belli başlı bütün suçlar - o arada hiç bir C.H.P. li hakkında kovuşturma konusu bile yapılamamış bazı suçlar - açık açık yazılmış, böylelikle gazetemiz, bir parti sözcülüğünün ötesine geçerek, gerçek gazetecilik ödevini de gereği gibi yapmıştı.

Buna karşılık iktidar sözcüsü «Zafer» gazetesi. 4 Kasım tarihli oıuruma dair ertesi gün verdiği Meclis haberlerinde, değil C.H.P. Genel Başkanı İnönü'nün Gaziantep hadisesiyle ilgili iddialarını sütûnlarına geçirmek, İnönü'nün bu hâdiselerden söz ettiğini bile doğrudan doğruya belirtmiyor, fakat, D.P. Grupu sözcüsü Atamanla «hükümet» Gedik'in Gaziantep hâdisesiyle ilgili olarak C.H.P. ye verdiği bütün cevapları, isnad ettiği bütün suçları kelimesi kelimesine yazıyordu.

Hükümeti destekliyen belli başlı bütün gazeteler böyle yaptıkları gibi, C.H.P. Grupu adına konuşan Prof. Turhan Feyzioğlu'nun devlet radyosu hakkında ileri sürdüğü tek taraflılık, partizanlık ithamlarını o günkü ve ertesi günkü yayınlarında doğrulamaktan geri kalmaz bir tarzda hareket eden devlet radyosu da, Mecliste Gaziantep hâdiseleriyle ilgili olarak geçen konuşmaları iktidar lehine tamamiyle tek taraflı yansıttı.

Hükümet programını tenkid için muhalefete mehil verilmediğinden, C.H.P. adına yapılan Meclis konuşmalarının gazetelere zamanında ulaşması sağlanamamıştı. O yüzden veya başka sebeplerle, tarafsız basın da, C.H.P. sözcülerinin Gaziantep hâdisesiyle ilgili sözlerini hakkı ile yayınlamak imkânını bulamamışlardı.

Bu durumda iki tarafın, muhalefetle iktidarın, hâdise üzerinde Mecliste söyledikleri sözler halkoyuna ulaşırken, iktidarın iddiaları C.H.P. nin iddialarından çok daha geniş ölçüde belirtilmiş ve yayılmış oluyordu.

Fakat iktidar lehine bu eşitsiz genişliği de az bulan iktidar sözcüsü gazeteler, Anayasanın ancak Meclis tartışmaları için tanıdığı kayıtsız şartsız yayın serbestliğini kendi kendilerine de tanıyarak, Gaziantep hâdiseleri konusunda serbestçe yayına devam ettiler.

Bu durum karşısında, Savcılığın, Gaziantep hâdiselerinden ima yolula bile söz edilmemesi yolundaki sayısız emir ve ihtarlarını hiçe sayan iktidar sözcüsü gazeteler hakkında tedbir alınması için teşebbüse geçmesini sabırla bekledik.

Fakat bu bekleyişin ne kadar boşuna olduğunu, ne kadar aşırı bir iyimserliğe dayandığını, dünkü «Ulus» un, memleketimizdeki «basın hürriyeti» bakımından hem ağlanacak hem gülünecek durumunu görünce anladık.

Savcılık, dâvası gizli görülmekte olan Gaziantep hâdisesiyle ilgili Meclis dışı yayınlara karşı tedbir almak, böyle yayınlarda bulunmakla suç işleyen gazeteler hakkında kovuşturma açtırmak şöyle dursun, iktidar lehine işlendiği müddetçe sadakatle göz yumulacağı anlaşılan bu suça - gene iktidar lehine olarak - «Ulus» gazetesini de bizzat iştirak ettirmiş, bir bakanının bu konudaki, mahkemelere âdeta direktif mahiyeti taşıyan iddia ve istinatlarını, hem de manşetle yayınlamağa «Ulus» u icbar etmişti.

Böylelikle, Savcılığın Gaziantep hâdisesiyle ilgili yayın yasağı emir ve ihtarlarına «Ulus» ilk olarak, o da bizzat Savcılığın zorlamasiyle, itaatsizlik etmiş oluyordu.

Gaziantep hâdisesiyle ilgili olarak Büyük Millet Meclisinde ileri sürülen karşılıklı iddialarda muhalefet mi iktidar mı haklı idi, biz bu yazımızla bunu tartışacak değiliz.

Biz bu yazımızla sadece, Cumhuriyet Savcılığından, «Ulus» gibi kanuna saygılı gazetelere, Savcılıkça verilen emirleri yerine getirebilmek, bu emirler dışına çıkmayabilmek imkân ve müsaadesini bahşetmesini, «Ulus» gibi dürüst bir gazeteyi, böyle, Savcılık emirlerini açık açık çiğneme mecburiyetinde bırakmamasını «Ulus» un kanuna saygıda devamına izin vermesini, rica etmek istiyoruz.
 

Dosyalar

1957.12.11.jpg
1957.12.11_B.jpg
1957.12.11_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Savcılıktan Dilek,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 19 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/930 ulaşıldı.