Radyo ve Seçimler

Başlık: 
Radyo ve Seçimler 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" s. 3 
Tarih: 
1956-12-27 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/33 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

Radyo ve seçimler

Radyosundan bir tek ses yükselen memlekete dünyanın hiç bir yerinde demokratik memleket denemez. Çağımızda demokrasinin başta gelen ölçülerinden biri radyonun tarafsızlığı, bütün partilerin eşit imkânlarla radyodan faydalanabilmesidir. Türkiye bu ölçüye vurulursa demokratik bir memleket sayılamıyacağı görülür. Türk devlet radyosu bugünkü halinde kaldıkça, Türkiye'nin demokratik bir memleket olup olmadığını başka yönlerden tartışmak bile yersizdir.

Hele okur-razar orantısı bu kadar düşük bir memlekette radyo ile yayın hürriyeti, basın hürriyetinden de önemlidir. Memleket meselelerinin radyoda serbestçe tartışılması sağlanmadıkça, büyük bir vatandaş çoğunluğu bu tartışmalardan habersiz kalmağa, veya ancak ikinci, üçüncü ağızdan haberdar olmağa mahkûmdur.

Radyoda muhalefetin sesini duyurmaktan kaçınmak, iktidarın kendi kendine güvensizliğini, memleket meselelerini halkın kulağı dibinde tartışmağa cesaret edemiyecek kadar işlerin kötü gittiğinden haberdar bulunduğunu gösterir. Kendi kendine güvenini bu kadar yitirmiş, başka sesler yanında kendi sesinin inandırıcılığından bu kadar umut kesmiş kimseler, eğer bu memlekete gerçekten bağlılık duyuyorlarsa, yerlerini başkalarına bırakmak zamanının geldiğini anlamalıdırlar. Yok kendilerine güveniyorlarsa, rakiplerine yasak ettikleri bir bölgede kılıç sallayıp meydan okumaktan vaz geçmelidirler.

Demokrasi bir anlamda tartışmalı idare tarzıdır. Demokrasiden tartışmayı çıkarırsanız geriye bir şey kalmaz.

Oysa iktidar, radyoda, etki alanı en geniş bu yayın vasıtasında, rakipleriyle tartışmayı kabul etmek şöyle dursun, rakiplerine, hattâ tarafsız vatandaşlara, radyoda yalanlama hakkı bile tanımamaktadır.

Türkiye'de gazeteler özel sermaye ile çıkar. Bu özel sermaye ile çıkan gazetelerde iktidar, eğri olsun doğru olsun, işine gelmeyen her haberi yalanlama yetkisini kendi kendine tanımıştır. Radyo ise bu milletin vergi diye ödediği parayla çalışır. Milletin parasıyla çalışan radyoda, bu milletin fertleri, kendileri hakkındaki asılsız haberleri yalanlayamazlar. Özel yayın vasıtaları üzerinde iktidarın kendi kendine tanıdığı bir hakkı, milletin parasıyla çalışan bir yayın vasıtasında milletten esirgemek nasıl mazur gösterilebilir?

Genel seçimlerde seçmenler, yargıç yerine geçip partiler hakkında hüküm vereceklerdir. Bir yargıç yalnız bir tarafı dinleyerek adilâne hüküm veremez. Demokraside adalet, yalnız mahkeme salonlarında değil, toplum hayatının her kesiminde sağlanmalıdır. Seçmenlerin dört yıl yalnız bir tarafı dinleyerek hüküm vermeğe zorlandıkları bir seçimse adilâne şartlar altında yapılmış sayılamaz.

Genel seçimlere bir buçuk yıl gibi az bir zaman kalmıştır. Muhalefet partileri radyonun tarafsızlığı meselesini şimdiden ele almalıdırlar. Oylarını şuurlu olarak ve adilâne bir şekilde kullanmak isteyen tarafsız vatandaşlar, memleket meseleleri üzerindeki değişik görüşleri yakından izleyebilmek için en elverişli vasıta olan radyonun demokratik bir hale getirilmesi üzerinde iktidar partili milletvekillerine israr etmelidirler.

Radyonun tarafsızlığı meselesi halledilmedikçe, başka bütün memleket meseleleri üzerindeki tartışmalar havada kalacak, vatandaşın kulağına erişemiyecektir. Radyo meselesi şimdiden demokratik bir hal şekline bağlanmazsa, önümüzdeki genel seçimlerin adilâne şartlar altında cereyan edeceğine vatandaşları ve dünya efkârını inandırabilmek çok güçleşmiş olacaktır.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1956.12.27.jpg
1956.12.27_B.jpg
1956.12.27_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Radyo ve Seçimler,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 20 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/755 ulaşıldı.