1950 Mayıs'ından Önce ve Sonra Gençliğın Hürriyeti

Başlık: 
1950 Mayıs'ından Önce ve Sonra Gençliğın Hürriyeti 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" s. 3 
Tarih: 
1956-12-23 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/33 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

1950 Mayısından önce ve sonra gençliğin hürriyeti

Cumhuryet Halk Partisi iktidarının son, Demokrat Parti iktidarının da ilk yıllarında Millî Türk Talebe Birliği Başkanlığını yapmış olan, onun için, 1950 Mayısından önce ve sonra Türkiye'de gençliğin durumunu en iyi değerlendirip mukayese edebilecek durumda bulunan Sayın Dr. Suphi Baykam, Akis Dergisinde, Başkanlık yıllarıyla ilgili bazı hatırlarını anlatıyor.

Yazının başlığı şu:

«Siyasi ihtiraslarınız yüzünden gençliği lekelemeyiniz. Ayıptır! İğrençtir!..»

Bugün memleketimizde böyle bir başlık görüp de irkilmemek elde değil.

Fakat yazıdan birkaç satır okununca bu irkilmenin yersiz olduğu anlaşılıyor. Evet gerçi bu sözler hükümete karşı söylenmiştir ama, bugünkü «Demokrat» Parti hükümetine değil 14 Mayıs 1950 den önceki bir C.H.P. hükümetine karşı söylenmiştir.

Suphi Baykam'ın yazısından öğrendiğimize göre,

«Yukarıdaki satırlar Millî Türk Talebe Birliği tarafından yayınlanan Millî Birlik Gazetesinin iri puntolar halinde manşetini teşkil ediyordu. Tarih: Nisan 1950, Muhatap: Hükümetin ileri gelenleri. Sebep: Maresal Fevzi Çakmak'ın ölümü dolayısile, gençlik tarafından Radyo idaresine ve Hükümete karşı yapılan büyük nümayişte, bir Bakanın tahrik parmağı aramak tedbirsizliğinde bulunması. Galeyanımız gençliğin asil heyecanlarından şüphe edilmesini hazmetmediğimizden ileri geliyordu. Bu sert neşriyatımıza rağmen gazetemiz toplattırılmadı. Talebe Birliği ve neşir organının ileri gelenleri sorguya çekilmedi. Cezalandırılan olmadı.»

Şimdi bu durumu altı buçuk yıl sonra olanlarla bir karşılaştırınız: Ankara'da bir fakültenin öğrencileri, kendilerine nabza göre şerbet vermemek tavsiyesinde bulunduğu için genc ve değerli Dekanlarının Bakanlık emrine alınması karşısında üzüntülerini, Millî Eğitim Bakanlığına veya hükümete karşı bir nümayişle değil, sadece bir gün derslere girmemek ve gece polisin de kendileriyle paylaştığı fakülte yatakhane ve koridorlarında elektrik yakmamakla göstermek istemişlerdir. Buna karşı, bütün organları ve sözcüleriyle birlikte İktidar, üniversite gençliğine karşı ağır hücum ve isnatlarda bulunmuş, onları politikacıların tahriklerine âlet olmakla suçlandırmıştır. Fakülte öğrencileri gece yarısı Emniyet Müdürlüğünün siyasal şubesine çağırılarak sabaha kadar sorguya çekilmişlerdir.

Günümüzün şartları altında siz bu gençlerin, gazetelerinde, kendilerini politikacıların tahriklerine uymakla suçlandıranlara hitaben, «Siyasi ihtiraslarınız yüzünden gençliği lekelemeyiniz. Ayıptır!..» İğrençtir!.. diyebilmelerini, böyle bir yazıyı yayınlayacak bir gazete çıkarabilmelerini, gazete çıkarabilmelerinden vazgeçin, böyle bir yazıyı yayınlayabilecek bir gazete veya dergi bulabilmelerini tasavvur edebilir misiniz?

Bugün üniversite öğrencilerinin kendilerine iftira eden resmî sıfatlı kimselere yukarıki sözlerle karşılık verebilmeleri şöyle dursun, o öğrencilerin hocaları, sırf bilim ışığı altında iktidarın bazı icraatını tenkid ettikleri için bile üniversitedeki kürsülerinden uzaklaştırılmaktadırlar.

Gene Suphi Baykam'ın bize hatırlattığı gibi, C.H.P. iktidarı sırasında, henüz Kıbrıs meselesi üzerinde Türk Hükümetinin görüşü açıklanmadan, üniversiteli gençler bir miting yapmış, miting sonunda da Birleşmiş Milletlere başvurup kendi kendilerine tespit ettikleri bir Türk tezini savunmuşlardı.

Yedi yıl sonra aynı günlerde ise, Türk üniversite öğrencilerinin, Türkiye ile uzaktan yakından ilgili bir mesele için değil, sadece, Macaristan'daki komünist cinayetlerini protesto etmek için bir miting yapmalarına, miting şöyle dursun, Macar gençlerine bir sempati mesajı yollamalarına bile izin verilmemiştir.

Bu durumda, «Demokrat» adlı partinin yedinci iktidar yılında Türk üniversitelerinde okuyan gençlerin, yedi yıl önce bu memlekette üniversite gençliğine tanınan hak ve hürriyetleri düşünüp de kendi hesaplarına üzülmemeleri, gücenmemeleri hoşnutsuzluk duymamaları beklenebilir mi?.. Yedi yıl önceyle bugün arasında bir karşılaştırma yaptıkları zaman kendi hesaplarına üzülmeleri, gücenmeleri, hoşnutsuzluk duymaları için ille politikacıların tahriklerine âlet olmaları mı gereklidir? Onurlu gençler olmaları, hattâ sadece insan olmaları, üzülüp gücenmeleri için yeter sebep değil midir?

İktidar sözcüsü gazetenin «Gençlik» başlıklı bir yazımıza çatan başyazarı, yapmadığımız şeyleri yapmısız gibi göstererek, o lâubali üslûbuyla bize soruyordu:

«Bunları yapabildikten sonra ne için ve daha ne kadar hürriyet istiyorsun?..»

Sırası gelmişken, cevap olarak.

— Türk üniversitelerine ve Türk gençliğine bundan 7 yıl önceki kadar hürriyet istiyoruz

desek, çok şey mi istemiş oluruz?

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1956.12.23.jpg
1956.12.23_B.jpg
1956.12.23_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“1950 Mayıs'ından Önce ve Sonra Gençliğın Hürriyeti,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 20 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/751 ulaşıldı.