Toprak Vazo Mağara Karalığı ve Hürriyet

Başlık: 
Toprak Vazo Mağara Karalığı ve Hürriyet 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında", Sayı: 11745, s. 1 
Tarih: 
1955-09-03 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/29 
Metin: 
GÜNÜN Işığında

Toprak vazo mağara karanlığı ve hürriyet...

ARTIK erginler, yarım yüzyıl önceye kadar olduğu gibi, çocuk deyip de geçemiyorlar. Hele Batı ülkelerinde çocuğa artık, erginleri anlıyamıyacak, basit ve olmamış birer insan - öncesi gözüyle ve küçümsiyerek değil, onun hayal gücüyle eriştiklerine bazan erginlerin bilgi ve akılla erişemediği, iç dünyası bazan erginlerin kavrıyamıyacağı kadar geniş birer insan gözüyle, ve ürkerek, çekinerek, saygı duyarak bakılıyor.

*

İnsan soyunun yeryüzünde ilk türediği çağlarda ormanları dolduran iri ve güçlü hayvanlar da belki kendilerini dünyanın hâkimi sayar, ve insanoğluna, kolayca ezebilecekleri bir zavallı yaratık gözüyle bakarlardı.

İnsanoğlu kolunun gücüyle mi ormanlara hâkim oldu? Hayır!. Çünkü ormanlar, kuyruğunun ucunda birkaç insan pazusunun gücünü toplamış hayvanlarla doluydu.

İnsanoğlu silâhlariyle mi ormanlara hâkim oldu? Hayır!. Çünkü ormanlar, insanoğlunun taştan yontulmuş silâhların çiğneyip kırabilecek kadar keskin dişli, o silâhların işliyemiyeceği kadar sert derili hayvanlarla doluydu.

İnsanoğlunun ormanlara hâkim oluşu, onun, eline bir sivri taş parçası alıp bir karanlık mağara duvarına resim çizmesiyle başlar.

Çünkü, eline bir sivri taş parçası alıp bir karanlık mağara duvarına resim çizmeğe başlayan insan, yeryüzünde, kendi kendini ifade hürriyetine kavuşmuş ilk yaratıktı.

Bir karanlık mağara duvarında ifade hürriyetine açılan bu ilk pencereden, insanoğlunun kafasına ışık geldi.

İnsanoğlu, bu ışığın altında kendi kendini görüp anlamağa başladı. Hayal gücü, düşünme gücü, yaratma ve yapma gücü bu ışığın altında gelişti, ve, kuyruğunun ucunda birkaç insan pazusunun gücünü, dişlerinde taştan yontulmuş silâhları kırabilecek keskinliği
toplamış orman hâkimlerinin durduramayacağı, karşı koyamıyacağı bir sel gibi bütün dünyayı kapladı. Ve böylece insanoğlu dünyanın hâkimi oldu.

*

Daha yakın yıllara gelinceye kadar çocuğun karşısına bir toprak vazo konulur,

— Bu vazo nasıl görünüyorsa öyledir, onu öyle çizeceksin! denilirdi.

Ve hangi çocuk kendi çizdiği vazoyu karşısındaki vazoya benzetirse, o aferin alırdı.

Bir cansız toprak vazo, bir canlı insan yavrusunun hayal gücünü de, düşünme gücünü de, yaratma gücünü de, bir mağara karanlığında zincirlere bağlı tutardı.

Kâğıt üzerinde vazoyu olduğundan başka türlü çizmek, ona kendinden bir şey katmak, gerçeği tahrif etmek sayılır ve hoş görülmezdi.

Vakta ki çocuğun kafasında ki zincirler çözüldü, mağarasının karanlığında kendi kendini ifade hürriyetine pencere açıldı, ve karşısına bir toprak vazo konulduğunda,

— Gerçek bu değil, senin yapacağındır!

Denildi, işte o gün bugündür çocuk, hayal gücüyle eriştiklerine bazan erginlerin bilgi ve akılla erişemediği, iç dünyası bazan erginlerin kavrıyamıyacağı kadar geniş bir insan sayılır oldu.

Ve erginler artık, çocuk deyip de geçemez oldular. Ona değer verir, saygı duyar oldular. Çocuğa karşı kendi tavırlarındaki bu değişmeye göre, eğitim yollarını da değiştirmek zorunda kaldılar.

*

İnsana kendi kendini kayıtsız şartsız ifade hürriyeti verilmiyen yerde mağaralar hep karanlık kalacak, ve yüzyıllar boyunca hep aynı toprak vazolar yapıla duracaktır. Ve her kimin dişleriyle pazusu daha güçlü ise, o yerde o hâkim olacaktır.

Bülent ECEVİT 

Dosyalar

1955.09.03.jpg
1955.09.03_B.jpg
1955.09.03_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Toprak Vazo Mağara Karalığı ve Hürriyet,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 25 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/471 ulaşıldı.