Kitaplar Üzerine: Tercüme Dergisi

Başlık: 
Kitaplar Üzerine: Tercüme Dergisi 
Kaynak: 
Ulus, s. 4 
Tarih: 
1951-08-08 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı, 152/18 
Metin: 
Kitaplar üzerine:

TERCÜME DERGİSİ

Bülent ECEVİT

"Tercüme" dergisinin 52 inci sayısı, Millî Eğitim Bakanlığının tercüme çalışmalarında yeni bir çığırı müjdeliyor. Eskiden açılmış çığırların bile kapanacağına dair söylentiler ortada dolaşırken böyle bir müjdeyle karşılaşmak yürekleri ferahlatsa gerektir.

Millî Eğitim Bakanlığının tercüme serileri ille de kâr getirmeli, yoksa bu seriler durdurulmalı yollu düşünceler, dileriz, tercüme çalımalarından sorumlu kimselerin zihninden daima uzak olsun!

Tercüme Bürosunun açtığı yeni çığır şu: "Tercüme" dergisinin bazı sayılarında, bundan böyle, Türkçeden yabancı dillere de tercümeler yayınlayarak, yabancı kültürleri yurdumuzda tanıtma gayretinin yanı sıra, kendi kültürümüzü, kendi edebiyatımızı da Batıya tanıtmak.

Bu düşüncenin ilk eseri olan 52 inci sayıda, Prof. Suut Kemal Yetkin'in, Fransızca tercümesi de verilen, "Yeni Türk Şiiri" başlıklı bir yazısı, Nimet Borovalı'nın Ahmet Muhip Dranas, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Orhan Veli Kanık ve Cahit Külebi'den Fransızcaya manzum tercümeleri, ve Lütfi Ay'ın "Les Debuts du Theatre Turc et Ahmet Vefik Pacha" başlıklı Fransızca uzun ve değerli bir incelemesi var.

Fransızcam iyi olmadığı için şiir tercümeleri hakkında söz söylemek bana düşmez. Fakat bir çok yetkili kimseler Nimet Borovalı'nın evvelce çıkan şiir tercümelerini övmüşlerdi. Onun için, dergideki tercümelerin de güzelliğine güvenmek herhâlde yersiz olmaz.

"Tercüme" dergisinin 52 inci sayısını, hayırlı bir yolda ümitli bir tecrübe sayabiliriz. Fakat bu sayısile derginin kendinden beklenen hizmetleri yerine getirebileceği pek umulamaz, sanıyorum. Dergi ne kadar iyi niyetle hazırlanmış ve edebiyat ve kültürümüzü dışarıya tanıtmak hedefini güden yazı ve tercümeler ne kadar yetkili kalemlerden çıkmış olursa olsun, bu iyi niyet ve yetkinin pratik faydalar sağlaması, karşılığını getirmesi, başka bazı tedbirleri de gerektirir. Bu tedbirler ise ancak tecrübe ile ve resmî zihniyetten uzaklaşmakla bulunabilir

Her şeyden önce, dergiye, hitab etmesi istenen yabancı memleketlerde pazar bulmak lâzımdır.

Belki dergi dünya üniversitelerine ve elçiliklerimiz kanaliyle tanınmış yabancı ediplere gönderilmiş yahut gönderilecektir. Fakat bir memleket, yaşayan, edebiyatını, yaşayan kültürünü üniversite profesör ve öğrencileri vasıtasile yabancı memleketlere tanıtamaz. Onlar, mahdut istisnalar hariç, sadece, devrî, tarzî, mektebî, değeri belli olmuş yazar ve eserlerle ilgilenirler. Gerisi sahalarına girmez ve girmesi de beklenemez. Meselâ Londra Üniversitesinde Türk edebiyatı öğreten bir İngiliz profesör vardı. Modern Türk şiirinde en son Faruk Nafız Çamlıbel'in "Han Duvarları"nı okutuyordu. "Niçin Dağlarca'dan, Orhan Veli'den de bahsetmiyorsunuz?" diye sordum. "Burası bir ilim müessesesi sayılır, henüz edebiyat tarihi içinde tutacakları yer belli olmamış kimseleri ben talebelere nasıl okuturum," dedi. Kendi zaviyesinden elbette ki haklıydı.

Tanınmış yabancı ediplere gelince, sanmam onlar elçiliklerin kendilerine göndereceği propoganda yayınlarına bakmak külfetine bile katlansınlar.

Biz, yabancı memleketlerde edebiyatımıza, olsa olsa, yeni yetişen yazar ve şairlerden ve genç edebiyat meraklılarından doğru ilgi çekebiliriz. Onların da elçiliklerimizde adları, adresleri yoktur. Onlar, yeni bir şeyler bulmak, bilmedikleri uzak ülkelerden taze bir havayla temasa gelmek umudu ile kitapçı kitapçı dolaşırlar. İşte bütün mesele, kitapçılarda, Paris'in, Londra'nın, New York'un ve diğer büyük merkezlerin kitapçılarında, gazete, dergi satan kaldırım dükkânlarında, o genç şairin, genç yazarın ve genç edebiyat meraklısının gözüne çarpabilmektedir. Bu yaşlarından sonra tutup bir Eliot'a bir Euard'a modern Türk edebiyatının, değerinden geçtik, varlığını bile kabul ettirebilmek güçtü, hattâ imkânsızdır ama, kafasının bütün pencereleri henüz açık olan ve geleceği ellerinde tutan gençlere, daha değer hükümleri yeni şekil bulmakta olanlara, bunu kabul ettirmek mümkündür.

52 nci sayısı ise pratik bakımlardan buna hazır değildir. Dergiyi o büyük Batı şehirlerinin sokaklarında, kitapçı camekânlarında sattırabilmek için Tercüme Bürosunun, ticarî bir zihniyetle hareket ederek, doğrudan doğruya yabancı kıtab ve dergi bayilerile iş münasebetine girmesi gerekir. O da derginin bu günkü kılığını değiştirmesine bağlıdır. Türkçe bir kapakla, Türkçe bir önsözle, içinde yabancı dillerden Türkçeye de tercümeler, hattâ yalnız Türkçe incelemeler de bulunarak çıkan bir dergi, herhâlde bahsettiğimiz yollardan okuyucu bulmayı hazır sayılamaz.

Derginin kapağından, baskısından sayfa tertibine ve muhteviyatına kadar bambaşka bir görüşle hazırlanması hattâ Fransızca ve - öyle bir niyet varsa - İngilizce sayıların, Türkçe "Tercüme" dergilerinden ayrı birer seri hâlinde çıkarılması uygun olsa gerektir. Okuyucuyu daha kolaylıkla sarabilmek için her sayıda muhtelif edebî nevilerden örnekler, memleketimizdeki kültür hareketlerine dair notlar, ve resim reprodüksiyonları bulundurulması da düşünülebilir.

Bu yollara gitmek belki güçtür, masraflıdır; fakat, yabancı dillerde çıkarılacak sayıların faydasız kalmaması için bu gibi güçlük ve masrafları göze almak lâzımdır, sanırım.

Dergiye, büyük bir hüsnüniyetle, haydi git, Fransız okuyucuya bizim edebiyatımızı tanıt, denmiş ama, eline ne pasaport, ne tren bileti verilmiş. Onun için de "Tercüme" dergisinin 52 inci sayısı, büyük şehirlerimizdeki Millî Eğitim Bakanlığı kitapçılarının camekânlarında ve sizin benim masamızın üstünde kala kalmış.

Çok hayırlı bir yeni çığır açan Tercüme Bürosunun zamanla işi bu pratik cephelerinden de ele almasını temennî ederiz.
 

Dosyalar

1951.08.08.jpg
1951.08.08_B.jpg
1951.08.08_B.txt

Koleksiyon

Etiketler

Alıntı

“Kitaplar Üzerine: Tercüme Dergisi,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 19 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/349 ulaşıldı.