Sahneden Kurtuluş

Başlık: 
Sahneden Kurtuluş 
Kaynak: 
Halkçı (Yeni Ulus), "Günün Işığında" s. 3 
Tarih: 
1954-08-24 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA:

Sahneden kurtuluş

Bazan insanın öyle düşünesi geliyor iki eskiler, ta en eskiler, her şeyin doğrusunu bilir, güzelini yaparlarmış. Buna bir örnek de alan tiyatrosu...

Tiyatroyu çerçevelenmiş bir resim gibi sahneye hapsetmek büyük ve kalabalık şehirlerde yaşamanın insanı zorladığı tavizlerden biri olsa gerek.

Resimde şekiller hareketsiz ve kendi başlarına iki boyutlu oldukları için, sınırlayıcı ve üçüncü boyut illüzyonunu kolaylaştırıcı bir çerçevenin faydaları vardır. Ama tiyatro gibi, her anı hareket dolu ve her hareketi yeni kompozisyonlara yol açan bir sanatta, resim çerçevesi gibi sınırlayıcı bir sahne, tiyatronun imkânlarını daraltmakta ve aslında üç boyutlu olan bu sanatı, derinliğinden kısarak iki boyutlu gibi göstermektedir.

Onun için, tiyatronun sahneden çıkıp, eskiden olduğu gibi, gene seyircilerin ortasına gelmesi, bu sanat için bir kurtuluş sayılsa yeridir.

Birçok milletlerin folklorunda ve klâsik sanatında alan tiyatrosu geleneği vardır. Bu arada bizim de orta oyunumuz vardır.

Eğer alan tiyatrosunun yeniden canlandırılması, böyle bir geleneği olan memleketlerden birinde başarılsa idi, üzerinde ister istemez mahallilik damgasını taşıyabilir, tiyatro edebiyatındaki son gelişmelere kendini uydurmakta ve dünyaca benimsenmekte zorluk çekebilirdi.

Ama, yüzyılımıza bu tiyatroyu kazandırmak için en ciddî harekete, temelli bir folkloru ve bir klâsik sanatı olmayan Amerika’da girişildiği için olacak, bu gibi mahzur ve tehlikelerle karşılaşılmadı. Alan tiyatrosu tekniği, orada, tiyatrodaki en son gelişmelere kolaylıkla uygulanabildi.

Alan tiyatrosunu, Yeni Dünyadan yurdumuza, genç rejisör Haldun Dormen getirdi.

Bir yıl önce kurulan tiyatro Derneği, ilk sahnesiz temsillerini İstanbul’da verdikten sonra Ankara’ya da gelerek, Carlo Goldoni’nin «Yalancı» sını, açık havada — sahneye demiyelim artık — ortaya koydu.

Sahneden kurtuluşun hem oyuna kattığı serbestlik, derinlik ve canlılıktan, hem de kendilerine sağladığı oyuncularla kaynaşma ve kendilerini oyunun içinde duyma imkânından, Ankaralı seyircilerin hoşnut kaldıklarını sanıyoruz. Bu çeşit tiyatronun tadına bir kere varmış seyirci için, tek cepheden görülebilen sahneli tiyatro artık biraz sıkıcı olsa gerektir.

Ankara’lı seyircinin bu yeni oyun tarzına böyle ilk görüşte ısınmasında Tiyatro Derneği'nin genç oyunculariyle rejisörünün de payı şüphesiz büyük olmuştur.

Alan tiyatrosunun bizler için bir faydası da, tiyatrosuz yurdumuza tiyatronun hızla yayılabilmesi için sağlıyacağı kolaylıktır. Çünkü bu tiyatro için ne salon ne sahne ne de külfetli ve masraflı dekor gereklidir. Bir büyücek oda yahut da bir alan maksada yetmektedir. Bu kadarı da en yoksul bir köyde bile bulunur.

Bülend ECEVİT 

Dosyalar

1954.08.24.RE_B.jpg
1954.08.24.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Sahneden Kurtuluş,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 23 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/298 ulaşıldı.