İki Sergi

Başlık: 
İki Sergi 
Kaynak: 
Halkçı (Yeni Ulus), "Günün Işığında" s. 3 
Tarih: 
1954-04-29 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA:

İKİ SERGİ

Pazartesi gününe kadar, dertlerimizi dile getirmek yasak! Fakat günün ışığında görülüp yazılacak, dertlerimizden başka da çok şey var. Kafa dinlendirecek, insana huzur verecek, dertlerimizden, seçimlerden, politikadan uzak şeyler. Hepsi yolumuzun üstünde! Ama günlerdir çoğumuzda onları görecek göz, onların zevkine varacak hâl yoktu!

Bunların başında sergiler geliyor. Devlet Sergisini görmemekle insan belki fazla birşey kaçırmış olmaz. Fakat iki sergi daha var. Onların seçim gürültüsüne gitmesini gönül istemez!

Birisi, genç heykelci Aloş’un sergisi. Henüz 20 yaşında olan Aloş, ilk sergisini bu yıl İstanbul’da Maya Galerisinde açmıştı. İkinci sergisi de şimdi şehrimizde, Mithatpaşa Caddesindeki Helikon Galerisinde. Neredeyse kapanacak.

Bu hergide, heykelden başka, birkaç resim, tahta tabaklar ve bakır dövmeler var.

Heykel, memleketimizde belki de en geri kalmış sanat koludur. Hem zihniyet, hem de nitelik bakımından geri.. Aloş, heykelciliğimizdeki durgunluğu bozup, genç yaşına rağmen hareket yapan bir sanatçı. Soyut heykel yolundaki denemeleri çok şey vaad ediyor. Batıda soyut heykel yapanlardan çoğu, pürüzsüz ve parlak yüzeylerden hoşlanırlar. Malzeme olarak tahta kullanan Aloş’şa, bu yola gitmemiş. Tahta'nın kabalığındaki güzellikten faydalanmayı bilmiş. Tahtayı bir malzeme olarak tabiatteki hâlinden fazla uzaklaştırmaksızın, onunla soyut biçimler ortaya çıkarmış. Biçimde soyutlukla malzemede tabiata yakınlığın bu şekilde bağdaştırılması, heykellerine sağlamlık, kuvvet katıyor.

Heykelciliği, tahta tabaklar, bakır döğmeler ve yağlı boya resimlerle bir arada yürütmesinden midir, nedense, Aloş, çoğu heykellerini, kompozisyon bakımından, resim gibi tek yüzlü yapmış. Hacimli sanat olan heykelin, boşlukta bir bütün olarak yer doldurması gerektiğine aldırış etmemiş. Bunda maksatlı olduğu anlaşılıyor. Fakat, heykellerini tek yüzlülükten kurtarması, öyle sanıyorum ki, Aloş için bir kazanç olacaktır. Resim kompozisyonu ile heykel kompozisyonu arasında fark vardır. Bu fark, iyi bir heykelcinin elinde, heykelin lehine çıkar. Aloş’un da bu farktan heykel lehine faydalanabilecek kudrette olduğu meydandadır.

Görülmeye değer ikinci bir sergi, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinin küçük salonundaki şiirli resim sergisi... Ressam ve şair Hatiboğlu, 11 iyi şairimizin birer şiiri için resim yapmış. Şiirlerden biri kendisinin, ötekiler, Sunullah Arısoy, Suat Taşer, Ceyhun Atıf Kansu, Ömer Faruk Toprak, Cahit Külebi, Fethi Giray, Ahmet Muhip Dranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Halim Yağcıoğlu ve Avni Dökmeci nin...

Şiir için resim yapmak tehlikeli bir iş.. Şiirler önceden yazılmış olduğuna göre, bu sergide tehlike resme yüklenmiş. Sanatçının ele aldığı şiirler, soyut resme hiç uymıyacak tarzda.. Oysa ki Hatiboğlu, bunları az çok soyut resimlerle renklendirip şekillendirmek istemiş. En muvaffak olduğu, kendi şiiri için yaptığı resim! Belki bunun da sırrı, o resimde ressamla şairin el-ele vermiş olmasındadır.

Yolunu bulmuş bir ressamı, ancak, Hatiboğlu’nun manzaralarında görüyoruz. Resme şiiri dışarıdan eklemek de şart mı? Duygulu, sıcak renkler, Hatiboğlu’nun manzaralarına şiiri kelimesiz de yazabilmiş.

Bülend ECEVİT 

Dosyalar

1954.04.29.RE_B.jpg
1954.04.29.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“İki Sergi,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 23 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/222 ulaşıldı.