"Destan Gece"

Başlık: 
"Destan Gece" 
Kaynak: 
Ulus, "Günaydın" ss. 1, 2 
Tarih: 
1961-01-15 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi, "Günaydın Yazı Dizisi 1960-61" 
Metin: 
GÜNAYDIN

BÜLENT ECEVİT

" DESTAN GECE „

«Destan Gece», bir gecenin tarihidir. Benzeri az görülmüş bir gecenin, insanlığa şeref katan, «Olur mu böyle olur mu - Kardeş kardeşi vurur mu» türküsünü yüreklerde yakan gecenin tarihi...

Vural Vahit Suiçmez doğru başlık seçmiş kitabına: Bir gecenin destanı değil. «Destan Gece» bu... O gece Beyazıt Alanında, Üniversite bahçesinde söylenenler, haykırılanlar, konuşulanlar bir araya geldiğinde bir yüce destan olmuş.

Vural Vahit Suiçmez, hürriyete olduğu kadar ödevine de bağlı bir genç gazetecidir. Bu ikiz bağlılık onu, geride bıraktığımız karanlık yılların en çetin mücadelelerinden bazısında ön saflara sürüklemiş, bir defasında hastahanelik etmiştir.

Doğru hatırlıyorsam, 29 Nisandan birkaç gün sonra, Davutpaşa Kışlasındakileri ziyaretten dönerken, Vural Vahit Suiçmez'e rastlamıştım. O geceyi yaşamış gençlerin görüp duyduklarını, vakit geçirmeden, anılar sislenmeden yazıp toplamalı, diyordum. Vural Vahit Suiçmez, her zamanki iddiasız hali ile,

— Ben 29 Nisan gecesi Üniversite bahçesinde idim dedi.. Çevremde olanları, konuşulanları bir bir not ettim.

29 Nisan gecesi, yani «Kanlı Perşembe» nin ertesi gece, İstanbul Üniversitesi Gençliğinin Üniversite bahçesinde direndiği ve muhasara edildiği, sonra askerî kamyonlarla, «Dağ başını duman almış» şarkısını söyleyerek kışlalara gönderildiği gece, Vural Vahit Suiçmez, bir yandan o gecenin heyecanını, o geceyi destan edenlerden biri olarak yaşamış, bir yandan da, öyle şartlar altında ancak bir gerçek gazetecinin muhafaza edebileceği bir serin kanlılıkla, çevresinde olanları, söylenenleri, haykırılanları, gördüğü, duyduğu gibi, dakikası dakikasına not etmişti.

«Destan Gece» işte o notlardır. (x)

*

29 Nisan Cuma, saat 22.30... Vural Vahit Suiçmez, Üniversite bahçesinde not defterine yazıyor:

«Ortalık birdenbire karıştı. Bahçeye dağılmış olanlar ağaçların diplerinden fırlayıp anıtın çevresine geliyorlar. Ana kalabalığa karışıyorlar.

«ASKER GELİYOR...

«Bu haber her şeyi unutturdu. Heyecan çoğaldı. Kalabalık ayrılmaz bir bütün gibi sıklaştı. Anıtın üstüne çıkan bir genç,

«— Arkadaşlar, diyor hep birlikte yere çömelelim. Toprağa yapışalım. Birbirimize sıkı sıkı tutunalım. O zaman bizi buradan koparamazlar. Bizi öldürürler ama bizi buradan götüremezler...»

Ne gariptir ki, 29 Nisan gecesi İstanbul Üniversitesi bahçesinde söylenen ve tutulan bu söz, sanki yürekten yüreğe bir haberleşme ile, ertesi sabah Ankara'daki gençlerin de yüreğine düşmüştü. Onlar da, Siyasal Bilgiler Fakültesi bahçesinde Silâhlı Kuvvetlerle sarıldıklarında, üstlerine ateş açıldığında, sanki bu sözü duymuş gibi, yere çömelmiş, toprağa yapışmışlardı.

Hürriyet savaşçılarının, silâh tehdidi, ölüm tehlikesi karşısında böyle toprağa yapışmaları, sanki hürriyetin, bir daha hiç bir kuvvet tarafından sökülemiyecek şekilde, bu topraklara kök salışı idi.

*
Saat 0.30... Vural Vahit Suiçmez, defterine yazıyor:

«... Bir Yarbay topluluğun önüne geldi. Kederli bir sesle konuşuyor:

«— Emir aldım. Kapılar açıktır. Dışarıya çıkınız. Dağılınız.

«Topluluk cevap veriyor:

«— Nereye? Yurtlar kilitli. Evimiz yok. Yerimiz burasıdır. Asıl siz çıkın! Üniversiteye ne hakla giriyorsunuz?

«Yarbay, ağlar gibi, «Arkadaşlar» diye devam ediyor:

«— Verilen emri yerine getiremiyorum. Getiremeyeceğim. Askerlikte bunun ne demek olduğunu bilirsiniz. Ama yine de getiremiyeceğim. Bana ateş açmamı emir veriyorlar. Bu emri dinlemiyeceğim. Beni öldürürler. Böyle kahbece ölmek istemem. Beni siz öldürün, ya da aranıza alın beni. Kurtarın beni...

«Bu sözler topluluğu ağlatıyor. Yarbayla birlikte ağlıyorlar. Ve Yarbay iki elleriyle yakasını tutuyor, montgomerisinin düğmelerini çatır çatır koparıp bağrını açıyor.

«— Vuracaklarsa beni vursunlar! diyor.

«Boynu bükük, askerlerin arasında kayboluyor Yarbay Abdülvahit Erdoğan.»

*

Notlarının bir yerinde, Vural Vahit Suiçmez,

«Biz burada sadece hürriyet diye haykırıyoruz», diye yazmış... «Biz burada sadece hürriyet diye haykırdıkça, «Diktatöre ölüm» dedikçe çoğalıyoruz. Ama dışarda işte bizden korkuyorlar... Biz üç bin kişi de olsak anlıyoruz ki, hürriyet diye haykırdıkça bu zulûm idarecileri bizden korkacaklar.»

Bütün mesele, hürriyet uğrunda gerekirse herşeyini vermeyi göze alabilmekte. Bunu göze alabilen bir topluluğun yenemiyeceği zulüm kuvveti yok. Bu gerçek o gece yüreklere doğuyor.

«Bu güne kadar nasıl sabretmişiz?», diyor, Suiçmez'in not ettiği konuşmalardan birinde bir genç:

«— Hürriyet uğrunda aç kalmak, susuz kalmak, hürriyet uğrunda ölmek bu kadar kolayken biz bugüne kadar nasıl sabretmişiz?...»

*

İşte sabrın tükenişini anlatıyor kitap... Yerinde ve ânında tutulmuş notları derleyerek, bir bahçede tanklarla, tüfeklerle çevrili bir avuç gencin, «sadece hürriyet diye haykırdıkça» çoğalışını anlatıyor.

Ölüme göğüs açan genç aydınlarıyla, süngülerin üstüne en önde atılan genç kızlarıyla, fırınlardan çuval çuval taşıdıkları ekmekleri karanlıkta görünsün diye Üniversite bahçesinin demir parmaklıkları ucuna takan çocuklarıyla, oğlunu muhasaradan kaçırmak için gelip kendisi de gençlerin arasında savaşa katılan yanlışıyla; kendilerine ateş açmak üzere gönderilmiş askerlere Üniversiteden içecek su taşıyan hürriyet savaşçıları, ve o hürriyet savaşçılarına kendi sigaralarını, tayınlarını dağıtan askerleriyle, bütün bir ulusun, bir şerefli ulusun, hürriyet için, insanca yaşama hakkı için şahlanışını anlatıyor.

İhtilâllerin belki en güzelinin, amacı ne kadar yüce ise, amaca varmak için tutulan yolu da o kadar yüce olan bir ihtilâlin, «etrafını yıkmayan», kimseyi incitmeyen, kan dökmeyen bir ihtilâlin mayalanışını anlatıyor bu kitap.

Arı, duru, esinmiş bir dille, yerinde ve ânında tutulmuş notlar halinde, yalnız ulusumuzun değil, insanlığın tarihinde unutulmaması gerekli bir geceyi yaşatıyor bu kitap.


-----------

(x) - «Destan Gece» - Yazan: Vural Vahit Suiçmez - Kitap Yayınları - Atatürk Bulvarı 112, Aksaray, İstanbul - 200 Kuruş. 

Dosyalar

1961.01.15.RE_B1.jpg
1961.01.15.RE_B2.jpg
1961.01.15.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“"Destan Gece",” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 25 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/1318 ulaşıldı.