Yedeksubay Öğretmenler II: Yeni Bir Aydınlar Kuşağı

Başlık: 
Yedeksubay Öğretmenler II: Yeni Bir Aydınlar Kuşağı 
Kaynak: 
Ulus, "Günaydın" ss. 1, 2 
Tarih: 
1960-12-18 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
GÜNAYDIN

BÜLENT ECEVİT

Yedeksubay Öğretmenler: II

Yeni bir aydınlar kuşağı

Yedeksubayları köylere öğretmen olarak gönderme kararı ilkin şüphe ile karşılandı. Köyle hiç ilgisi olmamış üniversite veya lise mezunu gençlerin iki yıllık askerlik ödevi süresi içinde köy şartlarına uyarlanıp da yararlı olabilecekleri pek umulmuyordu. Başlangıçta yedeksubay öğretmenlerden yükselen yakınmalar da şüpheleri destekliyordu.

Fakat şimdi, karar uygulanmağa başladıktan bir buçuk ay kadar sonra, bu yakınmalar daha az duyulur olmuştur.

Bu, köye giden yedeksubay öğretmenlerin zamanla gözden ırak düşüp unutulmalarından mı idi, yoksa gittikleri köylere ve köy öğretmenliğine alışmalarından mı?.. Köyler onlardan, onlar köyde çalışmaktan neler elde ediyorlardı?

Bu soruların cevabını bulabilmek umudu ile, bir kaç gün önce bazı Gaziantep köylerini dolaşarak yedeksubay öğretmenlerle konuştum. Gaziantep çevresini iyi tanıyan değerli arkadaşlarım Avukat Orhan Barlas'la Mehmet Tekinalp bu imkânı hazırladılar; beraber yola çıktık. Gaziantep'in genç ve idealist Millî Eğitim Müfettişlerinden Ali Orhan bize öncülük etti. Yedeksubaylığını öğretmen olarak Gaziantep'te yapan ve eğitici film gösterileri ile Gaziantep'in gerek içindeki, gerek köylerindeki okullara çok yararlı olan İlhan Arakon otomobili ile bizi köy köy dolaştırdı.

Dünkü yazımda, daha çok, bu gezi sırasında rastladığım yedeksubay öğretmenlerden birinin, Mazmahor köyüne atanan Engin Cezzar'ın durumunu anlatmakla yetinmiştim. Bundan maksadım, köy öğretmenliğine en güç alışması beklenebilecek birini örnek olarak almaktı. Dün de belirttiğim gibi Engin Cezzar, ömrünü daha çok Şişli'deki evi ile Bebek'teki Kobert Kolej arasında geçirmişti. Sonra 6 yıl Amerikada kalmış Amerika'nın en pahalı üniversitelerinden birinde tiyatro rejisörlüğü okumuş, New York'ta sahneye çıkmış, İstanbul Şehir Tiyatrosunda Hamlet'i oynamıştı. Kısacası, yetişme, yaşama ve çalışma şartlan bakımından, Türkiye'de köy öğretmenliği için en son akla gelebilecek insanlardan biri idi. Fakat iyi niyetliliği, memleket sevgisi ve insanlara karşı ilgisi, Anadolunun bir uzak köyünde köy öğretmenliği yaparken karşılaşabileceği maddî, mânevi bütün güçlükleri bir kaç hafta içinde yenmesine yetmişti. Oylesine yetmişti ki, şimdi Engin Cezzar, Gaziantep'in Mazmahor Köyünde öğretmen olarak kendini dünyanın en mutlu insanlarından biri sayabiliyordu. Belki sahnede bir eser yaratırken duyduğu heyecanın daha üstününü, şimdi, bir Anadolu köyünde öğretmenlik yapmanın verdiği yaratıcılık imkânlarında duyar olmuştu.

Tanışıp konuştuğum başka yedeksubay öğretmenleri de aynı mutluluk ve heyecan içinde gördüm.

Öğretmen olarak iki yıllığına köye gitme düşüncesi ilkin hepsini çok ürkütmüştü. Köydeki ilk haftaları çok sıkıntılı geçmişti. Yalnız değişik yaşama şartlarına ve kurallarına değil, yabancısı oldukları işlere de alışmak zorunda idiler. Bir kere öğretmenlik, çoğunun akıllarından geçirmemiş oldukları bir işti. Bunun üstüne, soba yakmaktan tutun da yemek pişirmeğe, bulaşık, çamaşır yıkamağa kadar, yabancısı oldukları, ve bir çoğunun belki o zamana kadar hor gördükleri türlü işler ekleniyordu.

Fakat köyde bir buçuk ay öğretmenlik, onları, yalnız bu şartlara ve işlere alıştırmakla kalmamış, üstelik bu şartlar altında memlekete hizmet etmekten, bildiklerini öğretebilmekten, köylü ile kaynaşarak onu tanımaktan, uyandırmaktan, bütün işlerini, kimseye muhtaç olmaksızın kendileri görebilmekten, büyük zevk alır, gurur duyar duruma getirmişti.

İlkin her fırsatta ve en küçük bahane ile şehre kaçarlarmış. Şimdi ise, şehre, hem de Gaziantep gibi bir çok medenî ihtiyaçların kolaylıkla karşılanabileceği bir şehre, inmelerine izin verilse bile bir çoğu bu izni kullanmıyorlar. Görüştüğüm yedeksubay öğretmenleri, köyde geçirecekleri iki ders yılının her dakikası üstüne titrer halde buldum.

Bu tecrübeden Türkiye bambaşka bir aydınlar kuşağı kazanacaktır. Daha hayatın eşiğinde Türk toplumunu en çetin meseleleri ile tanımış; Türkiye'yi ona en çok yararlı olabilecek şekilde sevme yeteneğini kazanmış; en güç şartlar altında da olsa memleketine ve insanlığa hizmet edebilmenin, köylüyü uyandırabilmenin hazzına genç yaşında varmış; Türk köylüsünün, cahilliğine rağmen üstünlüğünü, erginliğini, erdemlerini genç yaşında anlayarak ona saygı duymasını, ona saygı duyarak, alçak gönüllülükle yardım edip yol göstermesini öğrenmiş bir kuşak... Öyle inanıyorum ki, yedeksubayların köyde öğretmenlik yapmaları, yalnız köylü eğitimini hızlandırmak, yalnız köylüyü daha çabuk uyandırmak bakımından değil, aynı zamanda ve belki daha çok, Tüırkiye'ye böyle bir aydınlar kuşağı kazandırmak bakımından faydalı olacaktır. Böyle bir tecrübeden geçen aydınlarda, yurdun yoksunluk bölgelerinde görev alma isteksizliği de herhalde çok azalacaktır.

Görüşebildiğim yedeksubay öğretmenlerin hepsi bir noktada birleşiyorlar: Köy öğretmenliği yalnız bu yedeksubaylık dönemine inhisar ettirilmemelidir! Bundan sonra da, hiç değilse lise mezunları, askerliklerinin büyük kısmını köyde öğretmen olarak yapmalıdırlar! iki yaz tatiline sığdırılacak bir kaç aylık bir askerlik eğitimi lise bitirmiş gençler için yeter sayılmalı, askerlik hizmetlerinin geri kalan kısmında eğitim seferberliğine katılmalıdırlar!

Bu sistemin daha iyi işleyebilmesi, daha verimli olabilmesi için nelere dikkat edilmesi, ne tedbirler alınması gerektiğine dair, gerek görüştüğüm yedeksubay öğretmenlerle eğitimciilerin düşüncelerini, gerek kendi vardığım sonuçları bundan sonraki yazıda belirtmeğe çalışacağım. 

Dosyalar

1960.12.18.RE_B1.jpg
1960.12.18.RE_B2.jpg
1960.12.18.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Yedeksubay Öğretmenler II: Yeni Bir Aydınlar Kuşağı,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 19 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/1293 ulaşıldı.