Kurucu Meclis Kapısında Bir "Truva Atı" mı?

Başlık: 
Kurucu Meclis Kapısında Bir "Truva Atı" mı? 
Kaynak: 
Ulus, "Günaydın" ss. 1, 2 
Tarih: 
1960-11-28 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
GÜNAYDIN

BÜLENT ECEVİT

Kurucu Meclis kapısında bir "Truva atı„ mı?...

Kurucu Meclis Tasarısı Devlet Başkanına sunulduğu gün, Tasarıyı hazırlayan Bilim Kurulu Başkanı Prof. Turhan Feyzioğlu, gazetecilere,

«Tasarı bir devlet sırrı olmadığına göre sizlere açıklanmasında bir mahzur olmaması gerekir»,

diyor, bu açıklamanın yapılmasına müsaade edileceğini umduğunu belirtiyordu.

Fakat Tasarı Bakanlar Kurulunda görüşülmeğe başladıktan sonra, Sayın Feyzioğlu'nun söylediğinin tersine, bir «Devlet sırrı» oluverdi.

Gazetelere akseden haberlere göre, Bakanlar Kurulu, Tasarıyı bir hayli değiştirmiş, hattâ belki bazı bakımlardan tanınmaz hale getirmiştir. Bilim Kurulunun halka açıklanmasında hiç bir sakınca görmediği Tasarı, anlaşılan, Bakanlar Kurulunun elinde, halka açıklanmasından çekinilecek bir şekle sokulmuştur.

Belki yersiz kuruntulara kapılıyoruz. Belki bu kuruntuları destekleyen haber ve söylentiler de asılsızdır. Fakat ulusun işlerinde açıklık sağlamayı gözeten bir müessese ile ilgili bir Tasarı, Bakanlar Kurulunda uğradığı değişikliklerden sonra bir devlet sırrı gibi gizlenirse, iyimser olmak biraz güçleşir.

Nitekim Tasarıda Bakanlar Kurulunun yaptığı değişikliklere dair basına sızan haberler çok kaygı vericidir.

Bu haberlere göre, Bakanlar Kurulu, bir yandan partilerin kontenjanını daraltmış, öte yandan il temsilciliklerini arttırmıştır. Birincisini 70'den 60'a, ikincisini 82'den 90'a çıkardığı söyleniyor. Fakat asıl önemli değişiklik, Tasarıya konulması için bile Bakanlar Kurulunun israr etmiş olması akla yakın gelen il temsilcilerinin seçim şeklindedir.

Bakanlar Kurulu, bu temsilcilerin, Bilim Kurulunca teklif edildiği üzere, her çevre halkını az çok temsil edebilecek kurullar tarafından seçilecek yerde, Valiler tarafından tayin edilmesini, veya, bir başka habere göre de, Valilerin göstereceği 4 aday arasından seçilmesini uygun bulmuş. Bunun ikisi de bir kapıya çıkar. Valiler, il temsilcilerini doğrudan doğruya tayin de etseler, birkaç aday gösterip onlar arasından da seçtirseler, il temsilcileri, halkın değil, Valilerin istediği kimseler olacak demektir.

Bakanlar Kurulu, bu il temsilcilerinin partisiz olmalarını da şart koşmuş. Ancak, Kurucu Meclise girdikten sonra herhangi bir parti saflarına katılabilirlermiş.

Şimdi çok nazik bir noktaya geliyoruz:

Bakanlar Kurulunun Tasarıda yaptığı söylenen değişikliğe göre, il temsilcilerini Valiler tayin edecek...

Valileri kim tayin etti?..

Tabii, İçişleri Bakanı!

Buna göre, 90 —yahut, sayıda değişiklik yapılmazsa 82— il temsilcisinin tesbitinde baş rolü İçişleri Bakanı oynayacak demektir.

Üyelerinin üçte birini İçişleri Bakanının tesbit edebileceği bir Kurucu Meclis yoluyla demokratik bir düzene geçmenin ne kadar güçleşebileceği ise ortadadır.

İçişleri Bakanı Sayın General Muharrem Kızıloğlu alınmamalıdır! Bu, bir şahıs meselesi değildir. İçişleri Bakanı melek olsa, bu kadar geniş bir kuvvetle teçhiz edildiği zaman, demokratik mekanizmayı aksatır.

Düşünün, bütün partilere üyeliklerin dörtte birinden azı verilen bir Meclise, İçişleri Bakanı, üye sayısının üçte birini bulan, hattâ belki aşan bir kuvvetle giriyor!.. O Meclis, o İçişleri Bakanını nasıl denetler?..

Bir de İçişleri Bakanının bir parti kurduğunu düşünün!. Nice yılların partileri, hep bir arada, Kurucu Meclise 60 —ilk tasarıda değişiklik yapılmazsa 70— üye ancak gönderebilirken, kurucuları arasında İçişleri Bakanının bulunacağı yepyeni bir parti, daha kurulduğu gün, Meclis içinde 80 - 90 üyeyi hazır bulacak...

Tesadüf bu ya, tam bu günlerde, yani Kurucu Meclis Tasarısının Bakanlar Kurulunda görüşüldüğü günlerde, İçişleri Bakanı Sayın Muharrem Kızıloğlu'nun bir parti kuracağı da anlaşıldı. Üstelik Bakanlar Kurulunun başka bazı üyeleri de bu partinin kurucuları arasında.

Teşbihde hata olmaz, bu durumda, Kurucu Meclise sokulmak istenen «Partisiz» il temsilcilerinin bir «Truva atı» olmasından korkulabilir: Kurucu Mecliste partiler ağır basmasın diye, bu «At», partisizliğin, tarafsızlığın sembolü olarak, Truva efsanesindeki gibi, Kurucu Meclis kalesine sokulacak, fakat bir kere içeri girdikten sonra, «At» ın karnından terütaze bir partinin 90 üyesi çıkacak!.

Belki de sadece bir hayal görüyoruz. Ama karanlıkta sadece hayal görülür. Eğer gördüğümüz hayalden ibaretse, lütfen biraz aydınlık verilsin de, kalenin kapısında bir «Truva atı» olup olmadığı anlaşılsın!..

Sözün kısası, Bilim Kurulunun hazırladığı Tasarı ile, bu Tasarının Bakanlar Kurulunda aldığı şekil, değişiklik gerekçeleriyle beraber açıklansın! Feyzioğlu'nun demiş olduğu gibi, «Tasarı bir devlet sırrı olmadığına göre... açıklanmasında bir mahzur olmaması gerekir.»

Mamafih, yeni Millî Birlik Komitesine sağduyusuna, demokratik düzene geçişi kolaylaştırmak hususundaki iyiniyetine ve kararlılığına güveniyoruz. Tasarıda Bakanlar Kurulunca böyle bir değişiklik yapılmışsa, elbette Millî Birlik Komitesi de tehlikeyi görecek; ve, Bakanlar Kurulunun, bazı üyeleri parti kurmayı kararlaştırdıkları bir sırada, Bilim Kurulu Tasarısını gereken objektiflikle ele almamış olabileceği ihtimalini gözönünde bulunduracaktır.

Kalenin kapısında gerçekten bir «Truva atı» varsa, Millî Birlik Komitesindeki değerli askerler, herhalde bu «At» ı bir bakışta tanıyacaklar ve kale kapısından içeriye sokmayacaklardır. 

Dosyalar

1960.11.28.RE_B1.jpg
1960.11.28.RE_B2.jpg
1960.11.28.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Kurucu Meclis Kapısında Bir "Truva Atı" mı?,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 11 Aralık 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/1288 ulaşıldı.