Meclis, Başbakan ve Seçim

Başlık: 
Meclis, Başbakan ve Seçim 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" No 13141, ss. 1, 3 
Tarih: 
1960-03-01 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

Meclis, Başbakan ve Seçim

Bülent ECEVİT


Bütçe müzakereleri dün, muhalefet ve iktidarın grup sözcüleri konuştuktan, oylar verildikten ve sayıldıktan sonra Başbakan'nın Meclis'e gelip yaptığı bir konuşma ile tamamlandı.

Meclis'e gelmesinden daha tabiî bir şey olmayan Başbakan'ı, toplantı kapısından içeri girerken, grup arkadaşları, olağanüstü bir mutlu hâdiseyle karşılaşmış gibi alkışladılar. Haklıydılar. Çünkü Türk Hükümetinin Başkanı, Anayasaya göre kendisini her an murakabe ve İskat edebilecek Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin huzuruna bir yıldır ilk defa geliyordu.

Yılın büyük kısmını Başkentten de uzakta, İstanbul'un bir otelinde geçirmişti. Hakkındaki soruşturma önergeleri görüşülürken Meclis'e gelip kendini savunmak ihtiyacını duymamıştı. Başbakanlık Bütçesi görüşüldüğü gün bile, Meclis'e gelecek yerde, partisinin verdiği bir kokteyl partiye gidip Meclis dışından muhalefete hücumla yetinmeyi, kendi ödev ve sorumluluk anlayışının tabiî bir sonucu olarak, daha uygun bulmuştu.

Nihayet dün, bir yıldır ilk defa - Anayasa uygulansa, bütçe müzakerelerinde de belirtildiği gibi, milletvekilliği sıfatı 10 ay önce kalkmış olmak gereken -Başbakan Menderes, Büyük Millet Meclisi'ne geldi, ve Meclis'in dışında geçirdiği bu bir yıl sonunda yaptığı ilk Meclis konuşmasının ilk cümlelerinde, muhalefeti, «Meclis'in dışında ve hattâ üstünde» imiş gibi davranmakla suçlandırdı.

Kendisini denetlemekle görevli ve her an kendisini mevkiinden düşürmeğe yetkili Büyük Meclis'in huzurunda, o, kendini Meclis'in de üstünde gören bir yüksek hakem tavır ve üslûbu ile, Meclis'in bir yıllık çalışmaları üzerindeki mütalâa ve tenkidlerini bildirdi. Anayasa'ya göre Hükümet Başkanı olarak hizmetinde bulunduğu Büyük Millet Meclisi çalışmalarının, kendisini tatmin etmediğini açıkladı.

Anlaşılan Başbakan, bir yıllık yokluğu sırasında, Millet Meclisi ile Hükümetin hukukî münasebetlerini de unutmuş, karşılıklı mevki ve yetkilerini biribirine karıştırmıştı. Öyle ki, artık, kendisini murakabe edecek organı, yılda bir defa ziyaret edip kendisi murakabe ve irşad etmeyi, hattâ tekdir etmeyi, münasip görüyordu.

O sırada Başbakan, iki haftadır süren, soruşturma önergeleri ile ve bütçe ile ilgili müzakerelerin zaman zaman «Müzakere halinden çıkıp, kavga, döğüş haline inkilab etmiş» olmasını da hiç beğenmediğini «Türk milletinin bilgisine arz» etti. Umulur ki Başbakan'ın bu açıklamasını kendi partisinin Grup Başkan Vekilleri ve gene kendi partisinin sözcülüğünü yapan gazetenin sorumluları dikkatle dinleyip not etmiş olsunlar! Çünkü o Başkan Vekilleridir ki, daha bir kaç gün önce, bir muhalif Milletvekilini, Başbakanlık bütçesi görüşülürken kürsüde Başbakan'ı tenkid ettiği için tokatlamağa cüret etmişlerdi; ve o gazetedir ki bu hâdiseyi iktidar adına öğünülecek bir davranış ve başarı olarak manşetinde ilân etmişti.

Gene Başbakan, iki haftalık müzakerelerde, iktidar ve muhalefet gruplarının «bir an için dahi bir tek meselede olsun» anlaşamamış olduklarından şikayet etti. Başbakan olarak bunun teşhisini de koydu: Muhalefetin, aka kara, karaya ak deme hastalığı!.. Kendi partisi daima haklı, muhalefet daima haksızdı, ve anlaşma bunun için mümkün olmuyordu!.. Bu yüzden, «iktidarla muhalefeti ayıran uzun mesafeyi biraz kısaltmak için karşlılıklı birer adam dahi atmak mümkün ve müyesser olmamamıştı».

Başbakan'a göre, bu müzakereler sonunda, iki taraf biribirinden «daha da uzaklaşmış olarak ayrılmakta» idi. «Hazin de olsa bu cihetin de aziz milletimizce bilinmesinde mutlak faide var» dı.

Kısaca, Başbakan, rejim konusunda millete en küçük bir umut ışığı gösteremiyor, tersine, durumun milletçe kapkaranlık görünmesini tercih ediyordu. Milletin artık demokrasiden, çok partili hayattan, hattâ bu Meclis'ten umut kesmesini ister gibi; bunda kendince fayda, hattâ zaruret görür gibi konuşuyordu.

Millet Meclisi'ne bir yıl uğrayan bir Başbakan... Bir yıllık yokluktan sonra uğradığında, Meclis'i murakabe hattâ tekdir etmeye kalkışan bir Başbakan... Meclis'e hesap vermeyen, hesap vermeyi reddeden bir Başbakan... Kendi Başbakanlığının Bütçesi görüşülürken bile Meclis'de hazır bulunmağa tenezzül etmeyen, kendisi hakkındaki Meclis soruşturması önergelerine karşı Meclis huzurunda kendini savunmak ihtiyacını duymayan bir Başbakan... Ve nihayet rejim konusunda millete en küçük bir umut veremeyen veya vermek istemeyen bir Başbakan...

Bu anlayış ve davranışda bir kimse Başbakan kaldıkça, elbette o memlekette rejim meselelerinin hâl yoluna, demokrasinin normal gelişme yoluna girmesi, ve bunu bekleyen vatandaşın huzura kavuşması umulmaz.

Seçim!.. Tek çare, bir an önce, süratle, seçim!.. Dün Millet Meclisi'nde C.H.P. Grupu adına konuşan Sayın Avni Doğan'ın dediği gibi.

«Bu buhranlı durumdan kurtulmanın tek çaresi sür'atle seçime geçmektir.»

Bir an önce seçim yapılmalı, ve milletin neye ak neye kara dediği öğrenilmelidir!.. Başbakan Menderes eğer kendine güveniyorsa, veya kendi ak dediğine milletin de ak, kendi kara dediğine milletin de kara deyip demediğini merak ediyorsa, zaten yılda bir defadan fazla huzuruna gelmeğe artık tahamül edemediği ve zaten çalışmalarının çıkmaza girmiş olduğunu Meclis kürsüsünden bizzat belirttiği bu Büyük Millet Meclisi döneminin bir an önce sona erdirilmesine kendi grup arkadaşlarını ikna etmeli, ve derhâl seçime gitmelidir!.. Kendi konusmasının mantığı da bunu emreder. 

Dosyalar

1960.03.01.jpg
1960.03.01_B1.jpg
1960.03.01_A.jpg
1960.03.01_B2.jpg
1960.03.01_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Meclis, Başbakan ve Seçim,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 19 Ekim 2019, http://ecevityazilari.org/items/show/1153 ulaşıldı.