Ya Millet Meclisi "Ne Güne Duruyor"?

Başlık: 
Ya Millet Meclisi "Ne Güne Duruyor"? 
Kaynak: 
Ulus, "Günün Işığında" No 13109, ss. 1, 5 
Tarih: 
1960-01-29 
Lokasyon: 
Atatürk Kitaplığı 
Metin: 
GÜNÜN IŞIĞINDA

YA MİLLET MECLİSİ «NE GÜNE DURUYOR»?

Bülent ECEVİT

Başbakan, Cumhuriyet Halk Partisinin bir takım iddialarından, ithamlarından şikâyetçidir. Bu iddia ve ithamların aslı olmadığını, öte yandan Cumhuriyet Halk Partisinin muhalefette bazı suçlar işlediğini, memleket menfaatlerine aykırı davrandığını millete anlatabilmek ihtiyacını duymaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi, 1957 seçimlerinde bazı ciddi yolsuzluklar olduğunu, Devlet Radyosunun seçimlerde ve seşimlerden sonra, demokrasiyi tahrib edecek, millî birliği ve memleket menfaatlerini sarsacak şekilde kullanıldığını, iktisadî, malî alanda yolsuzlukların önlenecek yerde teşvik gördüğünü, ve nihayet, bizzat iktidar liderlerinin tertip ve teşvikiyle İnönü'ye karşı suikast teşebbüslerinde bulunulduğunu iddia etmektedir. Bunlar çok ağır iddia ve ithamlardır. Baş bakana göre «geçici bir gaflet» içinde bulunan basın, bu iddia ve ithamları cevaplandırmak hususunda, iktidara yardımcı olmamaktadır.

Öte yandan, iktidarın da Cumhuriyet Halk Partisi hakkında bazı ağır iddia ve ithamları vardır. Örneğin, iktidar, Cumhuriyet Halk Partisinin, seçim lerden hemen sonra Gaziantep'te bir «ayaklanma» tahrik ettiğini —aksi mahkeme kararı ile sabit olmuş bulunmasına rağmen— hâlâ iddia etmektedir. Gene C.H.P. nin «tahrik ve tahrip teşebbüslerinde cüret» i «son dereceye» vardıran «Ege taarruzu» ve «Uşak maceraları» hakkında da iktidar —Uşak'ta hiç bir C.H.P. linin hiç bir suçu olmadığı mahkeme kararına bağlandığı hâlde — bazı kanaatler beslemektedir. Başbakana göre, basın, bu iddia, itham ve kanaatlerin milletçe benimsemesi için de iktidara yardım etmekten kaçınmaktadır.

Bu durumda iktidar elbette susamazdı!.. İktidar başının dediği gibi,

«Devlet Radyosu na güne duruyordu?»..

«Devlet», «Hükümet», «İktidar partisi»: Bu üç kavram arasında, iktidara geldiğinden beri, hiç bir ayrılık görmek istemeyen bu üç kavramı eş anlamlı deyimler sanan İktidar Partisi Genel Başkanı, sesini işittirmenin bir «vatan vazifesi ehemmiyeti» kazandığını düşünerek, Devlet Radyosunu tekeli altına alacak, kendi iddia ve ithamlarını oradan memlekete yayıp, muhalefetin iddia ve ithamlarını oradan cevaplandıracaktı!

Fakat.

«Devlet Radyosu ne güne duruyordu?,»

diyen Başbakanın, acaba bugüne kadar,

— Büyük Millet Meclisi ne güne duruyor?,

demek niçin aklına gelmemiştir?

C.H.P., iktidarı sinirlendiren, kızdıran, yeni tedbirlere sevkeden bütün iddia ve ithamlarını soruşturma önergeleriyle Büyük Millet Meclisine getirmiştir. Bu soruşturma önergelerinin Meclis gündemine alınması Anayasa emri olduğu halde, bu emir, bazı önergeler için iki yıldır, bazıları için bir yıldır, bazıları için aylardır yerine getirilmemiştir.

O arada, Ziraat Bankasında 40 milyon lirallk hir yolsuz olduğu hakkındaki önerge hâlâ gündeme alınmadığı halde, iktidar sözcüleri, bu önergedeki iddianın asılsız olduğunu isbat için demeç üstüne demeç vermektedirler. Son olarak, iktisat ve Ticaret Bakanı da aynı konuda konuşarak iddianın asılsızlığını isbata çalışmış, ve,

«Demokrat Parti iktidarının açık ve alenî hesap verme devrinde suiistimallerin gizli ve cezasız kalabilmesi ihtimali tasavvur olunamaz», demiştir.

Öyledir de mesele neden hâlâ Meclis gündemine alınıp «açık ve alenî hesap verme» işi, Anayasasının emrettiği yerde, yani Millet Meclisinde yapılmamıştır?

Görülüyor ki iktidar, bu gibi meselelerin, bu gibi yolsuzluk ve kanunsuzluk iddialarının radyoda cevaplandırılmasını Meclis'te görüşülmesine tercih etmektedir!

Bunu sebebi de açıktır: Bizzat iktidar liderinin belirttiği gibi, iktidar, Dev!et Radyosunu tekeline alıp tek taraflı kullanmak, muhalefete radyodan cevap hakkı iddialarını isbat hakkı tanımamak imkânına kendi kendini sahip kılmıştır!.. Ama iktidar böyle hir imkâna Meclis'te sahip değildir. Üstelik kendisi radyodan, muhalefet hakkında, doğru veya yanlış herşeyi söyliyebileceği halde, muhalefet, iktidar hakkında bildiği ve doğru olduğuna yüzde yüz emin bulunduğu hususların bir çoğunu Meclis dışında söyleme imkânından, daha doğrusu radyo ve basınla Millete duyurma imkânından yoksundur. Kanunlar buna engeldir.

Demek ki mesele, iktidarın, kendi hakkındaki iddia ve ithamları eşit şartlar altında tartışmağa, muhalefet hakkındaki iddia ve ithamları eşit şartlar altında verilecek cevapların altından kalkmağa imkân ve ihmal görememesinden ibarettir.

Onun için de, işte, muhalefete,

- Sen susacaksın, ben söyliyeceğim!, diye meydan okumaktadır.

Böyle bir meydan okuyuşu korkmadan yapabilmek için Başbakana göre, «Devlet Radyosu ne güne duruyor»?.. Devlet Radyosu dururken, memleket meselelerini Millet Meclisinde görüşmek de ne oluyor?

Millet Meclisi, kendine güvenenlerin, açık hesap vermekten korkusu olmayanların yeridir.

Başbakanın dediği gibi, «sözde eşitlik iddialarının tesirine kapılıp» da, muhalefetin iddia ve ithamlarını eşit şartlar altında tartışmak, hesap veremiyecek, hele kendi iddia ve ithamlarını hiç isbat edemiyecek durumdaki bir iktidar için, gene Başbakanın sözüyle «gaflet» olurdu.

Oysa meseleleri eşitlik sartlar altında tartışmayı teklif edenlere, Başbakan açıkça söylüyor: «Hayır», diyor, «Hükümet hiç bir zaman» böyle bir «gaflet yolunda olmayacaktır!.» 

Dosyalar

1960.01.29.jpg
1960.01.29_B1.jpg
1960.01.29_A.jpg
1960.01.29_B2.jpg
1960.01.29_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Ya Millet Meclisi "Ne Güne Duruyor"?,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 16 Temmuz 2019, http://ecevityazilari.org/items/show/1142 ulaşıldı.