Stalin'den Sonrası

Başlık: 
Stalin'den Sonrası 
Kaynak: 
Son Havadis, "Dünya Politikası" 
Tarih: 
1953-03-06 
Lokasyon: 
Rahşan Ecevit Arşivi 
Metin: 
Dünya Politikası

6/3/1953

STALİNDEN SONRASI

Yazan: Bülent ECEVİT

Stalin’le beraber dünya da felce uğramış gibidir. Hemen bütün siyaset gelişmeleri, Stalin’in ölmek üzere olduğu haberi duyulduktan beri, bir duraklama devresine girmiştir. Her Devlet Sovyet Rusya'daki yeni durum anlaşıncaya kadar, en ufak bir hareketten kaçınır görünmektedir.

Stalin’in ölüme yaklaştığı hakkındaki haberlere bile bir sinir harbi havası hakim.

Üç gündür, bütün dünya, nefesi tutulmuş bir hâlde, kötümserliği nebze nebze artan sağlık durumu bültenlerini kolluyor.

Dünyadaki bu endişe halinin baş sebebi şu olsa gerektir: Sovyet Rusya’daki totaliter, mütecaviz ve şüpheci Komünist rejiminin memleket bünyesine iyice işlemiş mi olduğu yoksa Stalin’in şahsı ile mi kaim bulunduğu bilinememektedir.

Eğer bu rejim memleketin bünyesine iyice işlemişse, ortada iki ihtimâl var demektir: Ya, Sovyet siyaseti bu güne kadar olduğu şekilde devam edecek, yani soğuk harp ayni gerginliğile sürüp gidecektir, yahut ta, Stalin kadar ihtiyatlı omlayan kimseler iş başına geçip soğuk harbi "sıcak harp”, yani fiilî harp hâline getirmesi mümkün olan olaylara yol açacaklardır.

Eğer, Sovyet Rusa’daki rejim Stalin’in şahsı ile kaimse, o zaman da iki ihtimâl vardır: Ya, Rusya içinde bir çözülme baş gösterip diktatörlük zayıflayacak ve Rusya demeokrasilerle daha kolay uyuşabilir bir memleket durumuna gelme yolunu tutacaktır; yahut da, liderler, böyle bir çözülmeyi önlemek için halkı hayatî meseselerle oyalama tarafına gidip Rusya’yı bilfiil harbe sürükleyeceklerdir.

Dünyanın muhtelif memleketlerinden gelen yorum ve tahminlerin hiç biri, bu ihtimâllerden hangisinin daha kuvvetli olduğuna dair güvenilir bir fikir verememektedir. Rusya’nın dış dünya için ne kadar karanlık bir memleket olduğu böylelikle bir kere daha anlaşılmış olmaktadır.

Güvenilir tahminlerde bulunman güçleştiren bir başka âmil de Stalin’e kimin hâlef olacağının bilinememesidir. En çok Molotof ve Malenkof'un üzerinde duruluyor. Hattâ, Londra’da hakim olan kanaate göre, iktidarın, bu iki lider arasında bölüşmesi ihtimali de vardır.

Adı ancak bir kaç yıldır duyulan ve son zamanlarda birden bire parlayan Malenkof'un karakteri hakkında hemen hemen hiç bir şey bilinmemesi de, tahminlerde bulunmak isteyenlerin işini büs bütün güçleştirmektedir. Malenkof'un demirperde dışındaki memleketlerle hiç teması bulunmayan, ve tamamen tihilâl Rusya’sının yetiştirdiği bir siyaset adamı olması, onun başa geçmesi ihtimâlinden duyulan endişeleri arttırmaktadır.

Dikkate değer bir cihet te şudur: Stalin’i yakından tanımış Batılı diplomatlar, genel olarak, Stalin’in ölüm yahut hastalık yüzünden devlet idaresini bırakacağı haberini hiç te sevinçle karşılamamışlardır. Çünkü bu diplomatlar, Stalin’in cok ihtiyatlı bir kimse olduğuna ve mümkün olduğu kadar fiilî harpten kaçınıp, Rusyanın emperyalist emellerini soğuk harp yoluyla elde etmek azminde olduğuna inanmaktadırlar. Batılı devlet adamlarından çoğu ise, fiilî bir harp çıkmasındansa soğuk harbin devamını ehveni şer saymamaktadırlar. Hâlbuki, Stalin’in yerine geçecek kimsenin ayni siyaseti devam ettirip ettirmeyeceği yukarıda belirtmeye çalıştığımız sebeblerden ötürü kestirilememektedir.

Stalin’in ortadan çekilmesile Rusya’daki durumun ne hâl alacağını kestirmek hemen hemen imkânsız olmakla beraber, bu olayın peyk memleketlerdeki ve demirperde dışı memleketlerde bulunan Komünist partilerindeki etkileri üzerinde tahminlerde bulunulabilmektedir.

Bir çok çevreler, Stalin’in ölümü ile meydana gelecek kararsızlık devresinden bazı peyk memleketlerin istifade ederek bağımsızlıklarını elde edebileceklerini ummaktadırlar. Fakat, pek boş görülmeyen bu ümide karşılık, Moskova’da iktidarı devr alacak yeni liderin yahut liderlerin, ilk iş olarak, peyk memleketlerdeki baskıyı arttırmaları ihtimâlinden de korkulmaktadır.

Demirperde dışı memleketlerdeki Komünist partileri saflarında ayrılmalar olacağına dair beslenen ümitler, peyk memleketler hakkında beslenen ümitlerden daha kuvvetlidir. Çünkü, Stalin’in Rusya’da bertaraf etmiş olduğu doktriner hizipler bu partilerin bazısında hâlâ içten içe devam etmektedir.

Bu hiziplerin tesirsiz kalmasında başlıca âmil, iddia edildiğine göre, Stalin’m şahsî nüfuzudur. Stalin ortadan kalkmakla, demirperde dışındaki Komünistler arasında şiddetli bir doktrin mücadelesi çıkması gerçekten ümid edilebilir.

Fakat, öbür taraftan, böyle bir ihtimâli hesaba katacak Sovyet liderlerinin, demir perde dışındaki Komünistlere doktrin meselelerini münakaşa fırsatı bırakmamak için, onları, süratle, tedhişçi faaliyetlere sevketmelerinden de korkmaya yer olsa gerektir.

Bövle bir ihtimâl hesaba katıldığı takdirde, dün Yeni Delhi’den gelen bir haberin çok dikkate değer sayılması gerektir. Bu haberde bildirildiğine göre, Yeni Delhi'deki Komünist Partisi merkezi polis tarafından basılmış, buradaki evrak imha edilmis. ve Parti binası kapatılmıştır. Komünist savlavlar, bunun kendilerini faaliyetten men etmek demek olduğunu ileri sürerek, protesto maksadile Meclisi terk etmişlerdir. Hind Başbakanı Nehru ise, Hükümetin Parti merkezini kapatma kararında israr ettiğini açıklamıştır.

Bu olay, Hindistan hükümetinin demirperde dışındaki Komünist partilerine Moskovadan yukarıda bahsettiğimiz şekilde bir talimat geldiğini veya gelmek üzere olduğunu öğrenmiş olmasına atfedilebilir.

Nehru’nun, Rusya’daki kararsız durumdan istifade ederek memleketindeki Komünistlere bir darbe indirmek istemiş olabileceği de akla gelir ama. bu. nisbeten zayıf bir ihtimâldir. 

Dosyalar

1953.03.06.RE_B.jpg
1953.03.06.RE_B.txt

Koleksiyon

Alıntı

“Stalin'den Sonrası,” Bülent Ecevit Yazıları 1950-1961, 20 Kasım 2017, http://ecevityazilari.org/items/show/111 ulaşıldı.